Faruk DİŞLİ, Yücehan YILMAZ, Ercan YILMAZ, Yücel DUMAN, Sedat YILDIZ
Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;17(2):227-234
Amaç: Alerji ve otoantikor üretimi, aşırı duyarlılık nedeniyle ortaya çıkan bağışıklık sistemi ile ilgili iki anormal durumdur. Erken çocukluk döneminde başlayan alerjilerle otoantikorların ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği henüz netlik kazanamamıştır. Bu çalışma, üç yaş altındaki alerjik çocuklarda antinükleer antikorların (ANA) varlığını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve yöntem: Alerjik çocuklar (yaş < 3 yıl; n=40), klinik ve laboratuvar bulgularına dayanarak bir uzman tarafından teşhis edilmiştir. ANA düzeyleri, ticari bir ELISA testi ile ölçülmüştür. Demografik veriler, toplam ve spesifik (yumurta, süt) IgE düzeyleri ile kan eozinofil yüzdeleri hastane kayıtlarından elde edilmiştir. Kontrol grubu (yaş 30.5 +/- 2.9; n=40), alerjisi olmayan sağlıklı bireylerden oluşturulmuştur. Bulgular: Sağlıklı kontrol grubunda 8 birey (8/40, %20) ANA pozitif çıkarken, 17 alerjik çocuk (17/40, %42.5) ANA pozitif bulunmuştur (p<0.05). ANA pozitifliği, yumurta alerjisi olan 8 çocukta, süt alerjisi olan 2 çocukta, hem yumurta hem de süt alerjisi olan 4 çocukta ve nedeni bilinmeyen alerjisi olan 3 çocukta gözlemlenmiştir. ANA pozitifliği ile IgE düzeyleri ve eozinofil yüzdeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Ayrıca, alerjik çocuklarda ANA düzeyleri ile kaşıntı veya egzama varlığı arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Sonuç: Bu çalışma, alerji ile ANA pozitifliği arasındaki ilişkinin erken çocukluk döneminde başladığını göstermekte ve bu iki durumun potansiyel etkileşimleri üzerine yapılacak gelecekteki araştırmaların bu kritik döneme odaklanması gerektiğini önermektedir. Ayrıca, her iki bağışıklık anomalisinin benzer mekanizmalarla düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenmesi amacıyla daha fazla araştırma yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.