Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ERZURUM' DA 0-3 YAŞ GRUBU ÇOCUKLARDA NÜTRİSYONEL RİKETS SIKLIĞI

BEHZAT ÖZKAN, MUSTAFA BÜYÜKAVCI, HÜLYA AKSOY HÜSEYİN TAN, RECEP AKDAĞ

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi - 1999;42(3):389-396

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

 

Bu çalışma Şubat 1998 ve Ocak 1999 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Polikliniği, Sosyal Sigortalar Kurumu Çocuk Hastanesi ve yedi farklı sağlık ocağına getirilen 0-3 yaş grubunda 8631 çocukta nütrisyonel rikets sıklığını araştırmak amacıyla planlandı. Nütrisyonel rikets tanısı başlangıçta klinik olarak rikets düşünülen vakalarda radyolojik ve biyokimyasal kriterlere göre kondu. Bir yıl içerisinde getirilen 8631 çocuktan 526'sında (%6.09) nütrisyonel rikets saptandı. Vakaların 296'sı erkek (%56.3), 230'u kız (%43.7) idi. Riketsli vakalar en sık 7-12 ay grubunda olup, 10 vakaya (%1.9) 0-3 aylık dönemde rikets tanısı kondu. En sık başvurunun olduğu mevsim ise ilkbahardı. Vakaların %88'i en az altı ay anne sütü almış iken, %12'si yalnızca inek sütü veya inek sütü ile hazırlanmış mamalar ile beslenmiş olup, %72'sinde dördüncü aydan önce ek besinlere (inek sütü ile hazırlanmış bisküvi, pirinç unu mamaları, ekmek dadağı) başlama öyküsü alındı. Hiçbirinde 10 günden uzun süreli vitamin kullanma öyküsü yoktu. Vakaların %61' inde kundak kullanma öyküsü vardı. Annelerin %57'si okur yazar değildi. En sık rastlanan fizik muayene bulguları raşitik rozari, el bileklerinde genişleme ve kraniyotabes idi. Vakalarımızın biyokimyasal değerleri Fraser tarafından tanımlanan riketsin biyokimyasal evrelemesine uyarlandığında; 306 vaka evre l rikets (%58.2), 169 vaka (%32.2) evre II rikets ve 51 vaka ise (%9.6) evre III rikets ile uyumlu bulundu. Sonuç olarak bölgemizin sosyoekonomik ve sosyo-kültürel özelliklerinin yanı sıra çocuk beslenmesinin anneler tarafından yeterince bilinmemesi, fizyolojik dozlarda vitamin D proflaksisinin uygulanmaması ve kış mevsiminin uzun sürmesi de dikkate alındığında bölgemizde nütrisyonel riketsin hâlâ önemli bir çocuk sağlığı sorunu olduğu kanaatindeyiz.