NAZLI SENA SEKER, OSMAN FURKAN MÜLKEM, YAKUP KARABAĞLI, AYDAN KÖSE
Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2024;26(2):95-99
Amaç: Redüksiyon mammoplasti (RM) operasyonları sıklıkla meme küçültme ve asimetri düzeltilmesi için yapılmaktadır. İnvaziv meme karsinomu (İMK) gelişme riski yüksek hastalarda bu materyallerin değerlendirmesi prekanseröz lezyonların ya da kansere eşlik edebilecek lezyonların saptanması açısından önemlidir. Bu çalışmada RM materyallerinde görülen proliferatif ve non-proliferatif lezyonların histopatolojik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya 2020 ve 2023 yılları arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi hastanesinde estetik amaçlı (jinekomasti hariç) olarak opere edilmiş olan, 214 RM olgusu (402 örnek) dahil edildi. Olguların yaşları, lezyonların lokalizasyonu ve bilateralitesi ve proliferatif ve non-proliferatif lezyonlar değerlendirildi. Bulgular: RM olgularının yaş ortalaması 38,5±10,9 yıl idi. RM materyallerinde en sık rastlanan lezyon apokrin metaplazi idi. Tüm RM olgularının %24,8 (n=53)’inde proliferatif ve non-proliferatif lezyonlar bilateral olarak saptandı. En çok bilateralite gösteren lezyon intraduktal papillom, çoğunlukla unilateral olan lezyon ise duktal ektazi idi. %0,2 (n=1) duktal karsinoma in situ olgusu ve %0,9 (n=4) lobüler karsinoma in situ olgusu saptandı. Sonuç: Yüksek riskli lezyonların tespiti uygun klinik takip için önemlidir. Bu çalışmada RM olgularında önemli oranda yüksek riskli proliferatif lezyonlar saptanmıştır. Yüksek riskli proliferatif lezyon saptanan hastaların gelecekte kanser riski açısından daha sıkı takip edilmesi gerekmektedir. Ayrıca estetik amaçlı yapılan mamoplasti operasyonlarında bu lezyonların gözden kaçırılmaması amacı ile makroskopik incelemenin dikkatli yapılması büyük önem taşımaktadır.