Hilal KARADENİZ, Ali YAVUZCAN, Nurdan DEMİRCİ
Ordu Üniversitesi Hemşirelik Çalışmaları Dergisi - 2026;9(4):683-693
Amaç: İnfertilite, yaşamı tehdit eden bir sorun olmasa da toplumun çocuk sahibi olmaya yüklediği anlam nedeniyle çiftler veya bireyler için stresli bir yaşam olayı olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, doğurganlık sorunu olan ve olmayan kadınların fertilite sağlığına yönelik bilgi düzeyi ve algıladıkları stres düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek ve bunları etkileyen demografik faktörleri belirlemektir. Yöntemler: Kesitsel tipteki bu çalışmanın verileri bir üniversite hastanesinde Ekim 2022 -Şubat 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak; kişisel bilgi formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Fertilite Sağlığı Bilgi Ölçeği (FSBÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Algılanan stres düzeyi ile doğurganlık bilgisi arasında pozitif korelasyon bulunmuştur (p=0.046 ve p<0.05). Geç üreme dönemindeki (>=35 yaş) infertil kadınların (p=0.006 ve p<0.05), lise mezunu (p=0.008 ve p<0.05) ve üniversite / yükseköğrenim mezunu (p=0.035 ve p<0.05) infertil kadınların, fertil kadınlara göre algıladıkları stres düzeyinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Erken üreme dönemindeki (<25), orta üreme dönemindeki (25 -34) ve geç üreme dönemindeki (>=35) infertil kadınların, fertil kadınlara göre daha yüksek fertilite bilgisine sahip olduğu bulunmuştur. Çalışmayan (ev hanımı) (p=0.001 ve p<0.05) veya işçi olan (p=0.003 ve p<0.05) infertil kadınların, fertil kadınlara göre daha fazla fertilite bilgisine sahip olduğu bulunmuştur. Sonuç: İnfertil kadınların fertilite bilgisi ve algıladıkları stres düzeyi fertil kadınlara göre daha yüksektir. İnfertil kadınların algıladıkları stres düzeyi arttıkça fertilite bilgi düzeyi de artmaktadır.