Esra ÇOBANKENT AYTEKİN, Havva Serap TORU
Bozok Tıp Dergisi - 2026;16(3):527-539
Amaç: Bu çalışma, geniş bir fetal otopsi serisinde tespit edilen konjenital malformasyonların dağılımını incelemek, anomalileri sistemlere göre sınıflandırmak ve klinik verilerin sınırlı olduğu durumlarda bile otopsinin tanısal önemini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çalışmada, Aralık 2014 ile Mart 2018 tarihleri arasında kurumumuzda gerçekleştirilen 289 fetal otopsi vakası analiz edilmiştir. Tespit edilen anomaliler, tek sistem ve çoklu sistem tutulumları da dahil olmak üzere organ sistemlerine göre sınıflandırılmıştır. Bulgular: 289 fetal otopsi örneğinin %52,2'si (n=151) erkek, %45,7'si (n=132) kadın olup %2,1'inde (n=6) cinsiyet belirlenememiştir. Uygulanabilir muayene yöntemine göre, 130 vakada (%60,2) en az bir, 53 vakada (%26,6) ise birden fazla konjenital anomali saptanmıştır. En sık kas-iskelet sistemi anomalileri (66 vaka, %22,8), ardından merkezi sinir sistemi (39, %20,1) ve üriner sistem anomalileri (21, %10,8) görülmüştür. Dismorfik özellikler 169 vakada (%58,5) mevcuttu. Sonuç: Mevcut inceleme yöntemlerine göre, vakaların %60,2'sinde en az bir, %26,6'sında ise birden fazla konjenital anomali saptanmıştır. Bu bulgular, konjenital anomalilerin perinatal ölümlerin önde gelen nedenlerinden biri olduğunu doğrulamaktadır. Son yıllarda fetal otopsi sayısı azalmış olsa da, otopsi ölüm nedenini belirlemede, prenatal tarama yöntemlerinin doğruluğunu artırmada ve gelecekte gebelik planlayan aileler için tekrarlama riski danışmanlığında önemli bir tanı aracı olmaya devam etmektedir.