ESRA PAYDAŞ HATAYSAL, BEYZA SARAÇLIGİL
Genel Tıp Dergisi - 2025;35(4):659-666
Özet Giriş/Amaç: Düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-K) ölçümünde referans yöntem olan ultrasestrifügasyon, klinik laboratuvarlarda pratik olmaması nedeniyle yerini direk testlere bırakmıştır. Ancak direk testlerin yüksek maliyeti ve katkısının az olması nedeniyle LDL-K tahmin denklemleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada amacımız, trigliserid düzeyi 400 mg/dL’nin altında olduğunda Friedewald, Martin/Hopkins ve Sampson denklemlerinin tahmin performanslarını bir direkt ölçüm yöntemiyle karşılaştırmaktır. Yöntemler: Çalışmaya, Abbott Architect c8000 ve c400 cihazları (Abbott Laboratories, Abbott Park, IL) ile analiz edilen toplam 8.632 lipid profili dahil edildi. LDL-K eşik değerleri olan 70 mg/dL ve 190 mg/dL’ye göre hastaları yanlış sınıflandıran durumlar klinik olarak anlamlı hata olarak kabul edildi. Bulgular: Desirable Bias kriterlerini (±%5,4) karşılayan sonuç yüzdesi sırasıyla Friedewald, Martin/Hopkins ve Sampson denklemlerinde %52,5, %58,2 ve %56,2 idi. Toplam izin verilebilir hata sınırlarını (±%11,8) karşılayan sonuç yüzdesi sırasıyla %84, %89,1 ve %87,7 olarak bulundu. Friedewald, Martin/Hopkins ve Sampson denklemleri negatif orantılı bias gösterdi; medyan bias sırasıyla -%2,3, -%1,9 ve -%0,7 idi. Trigliserid düzeyinin 200–399 mg/dL arasında olduğu durumlarda, Friedewald denkleminin medyan yüzde biası -%8,2 olarak bulundu ve bu değer desirable bias kriterlerini aşmıştır. Klinik olarak anlamlı hata oranları Friedewald, Martin/Hopkins ve Sampson denklemleri için sırasıyla %6, %4,9 ve %5,5 olarak belirlendi. Tartışma:Abbott platformu kullanılarak Türk popülasyonunda yapılan bu LDL-K tahmin denklemleri karşılaştırmasında, Martin/Hopkins ve Sampson denklemleri arasında yalnızca küçük farklar bulunmasına rağmen, her ikisi de Friedewald denklemine göre daha yüksek doğruluk göstermiştir. Sampson yöntemi sınırlı da olsa daha iyi sonuçlar verirken, Martin/Hopkins denklemi de klinik olarak geçerli bir alternatiftir.