Aslı URAL, Emine İLKİN AYDIN, Rukiye HÖBEK AKARSU
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Dergisi - 2026;8(1):9-18
Giriş: Gebelikte şiddet, yalnızca yakın partner/eş tarafından uygulanan şiddet olarak değil, aile içi şiddete tanıklığın da değerlendirildiği bütüncül yaklaşımla ele alınmalıdır. Amaç: Bu çalışma gebelikte kadınların şiddete tanık olma/maruz kalma durumlarını, prenatal bağlanma düzeylerini ve evlilik doyumlarını değerlendirmek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı, ilişki arayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırma örneklemini Mayıs 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında kadın doğum polikliniğine başvuran, 18 - 35 yaş aralığında, ikinci veya üçüncü trimesterde olan, bir partner/eşle yaşayan, kronik/psikiyatrik bir hastalığı, iletişim sorunu, fetal sağlık sorunu olmayan 327 gebe kadın oluşturdu. Verilerin toplanmasında "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Prenatal Bağlanma Envanteri" ve "Evlilik Doyum Ölçeği" kullanıldı. Bulgular: Gebe kadınların %15,6'sının aile içi şiddete tanık olduğu, %8,9'unun aile içi şiddete maruz kaldığı ve %18,3'ünün eşleri tarafından şiddet gördüğü saptandı. Gebe kadınların Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalamasının 69,10 +/- 11,40 ve Evlilik Doyum Ölçeği puan ortalamasının 55,95 +/- 8,33 olduğu belirlendi. Gebelikte şiddete tanık olan/maruz kalan kadınların Evlilik Doyum Ölçeği puanlarının düşük olduğu, Prenatal Bağlanma Envanteri puanlarının ise etkilenmediği belirlendi. Prenatal Bağlanma Envanteri ile Evlilik Doyum Ölçeği cinsellik alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki saptandı (p < 0,05). Sonuç: Gebelerin yalnızca eş/partner şiddetine değil, aile içi şiddete de tanık olduğu/maruz kaldığı tespit edildi. Şiddete maruz kalan kadınların evlilik doyumlarının daha düşük olduğu ancak prenatal bağlanma düzeylerinin etkilenmediği görüldü. Gebelikte şiddet deneyiminin çok boyutlu olarak ele alınması ve gebelikte şiddet tarama programlarının birinci basamak sağlık hizmetlerine entegre edilmesi gerekmektedir.