Yusuf Cem KAPLAN, İsmail YILMAZ, Barış KARADAŞ, Mesut GÜNGÖR, Hüseyin CAN
Family Practice and Palliative Care - 2026;11(1):74-83
Bu geleneksel derleme, gebelikte parasetamol (asetaminofen) kullanımının çocuklarda otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile olası ilişkisini eleştirel bir bakış açısıyla incelemektedir. Parasetamol, gebelikte yaklaşık %60 kullanım oranıyla en sık tercih edilen analjezik-antipiretik ajandır ve non-steroid antiinflamatuar ilaçların özellikle 20. haftadan sonra kullanımlarının fetüste renal disfonksiyon, oligohidroamnios ve nadiren yenidoğanın renal yetmezliği, üçüncü trimesterdeki kullanımlarının ise duktus arteriosusun erken kapanması gibi olumsuz neonatal sonuçlarla ilişkilendirilmesi nedeniyle gebelikte birinci basamak seçenek olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, parasetamole yönelik belirsiz risk iddiaları klinisyenler ve hastalar açısından önemli bir belirsizlik oluşturmaktadır. Literatürdeki büyük doğum kohortları, kardeş-kontrollü analizler ve meta-analizler değerlendirilmiş; ağırlıklı olarak İskandinav ülkelerinden (Norveç, Danimarka, İsveç) geniş örneklemli çalışmalar incelenmiştir. Bazı çalışmalarda gebelikte parasetamol kullanımı ile OSB ve DEHB arasında zayıf-orta düzeyde risk artışları bildirilse de metodolojik kalitesi çok daha yüksek kardeş-kontrollü analizlerde bu ilişkiler istatistiksel anlamlılığını kaybetmektedir. Mevcut kanıtlar, ölçülemeyen karıştırıcı faktörler (özellikle genetik yatkınlık, ailevi özellikler, maternal hastalıklar), ölçüm metodlarındaki validasyon sorunları, net bir doz-yanıt ilişkisinin gösterilememesi ve endikasyona bağlı karıştırıcılık gibi önemli metodolojik sınırlılıklar taşımaktadır. Ayrıca, OSB'ye özgü geçerli ve tekrarlanabilir bir hayvan modeli bulunmamaktadır. Sonuç olarak, mevcut veriler gebelikte parasetamol kullanımının çocuktaki OSB veya DEHB'ye yol açtığına dair bir nedensellik önermemekte ve bildirilen anlamlı ilişkiler de halen sorgulanabilir görünmektedir. Gebelikte ilaç kullanımı konusunda abartılı risk vurgularının toplumsal kaygıları gereksiz biçimde arttırabileceği, gebe hastaların gerekli tedavilerden kaçınmasına yol açabileceği ve yarar-zarar dengesini bozabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, risk değerlendirmelerinin objektif, kanıta-dayalı, temkinli ve dengeli bir yaklaşımla yapılması önerilmektedir.