GEÇ BAŞLANGIÇLI FETAL BÜYÜME KISITLILIĞI DURUMUNDA FETAL TİBİAL ARTER DOPLERİNİN ROLÜ

Şükrü BAKIRCI, Uğurcan ZORLU, Duygu TUĞRUL ERSAK, Busenur AKBAY, Nisa Bengisu MENTEŞ, Burcu BOZKURT ÖZDAL, Merve ÖZTÜRK AĞAOĞLU, Atakan TANAÇAN, Özgür KARA, Dilek ŞAHİN

Jinekoloji-Obstetrik ve Neonatoloji Tıp Dergisi - 2026;23(3):238-244

Department of Perinatology, Ankara Bilkent City Hospital, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Geç başlangıçlı fetal büyüme kısıtlılığını (FBK) komplikasyonsuz gebeliklerden ayırt etmede tibial arter pulsatilite indeksinin (TA-PI) ve tibial-plasental oranın (TPR) değerini değerlendirmek ve bu parametrelerin neonatal sonuçlarla ilişkisini araştırmak. Yöntemler: Bu prospektif gözlemsel kohort çalışma, 2024-2025 yılları arasında üçüncü basamak bir perinatoloji merkezinde gerçekleştirildi. Gebeliğin 37. haftasında toplam 42 gebe çalışmaya dahil edildi; bunların 21'inde FBK mevcutken, 21'i FBK bulunmayan kontrol grubunu oluşturdu. Doppler ultrasonografi değerlendirmesinde umbilikal arter (UA), orta serebral arter (MCA), serebroplasental oran (CPR) ve tibial arter (TA) incelendi. TPR, TA-PI/UA-PI formülü kullanılarak hesaplandı. FBK'yı ayırt etmede CPR ve TPR'nin performansını değerlendirmek amacıyla alıcı işletim karakteristiği (ROC) analizi kullanıldı. Bulgular: FBK grubunda TA-PI anlamlı olarak daha yüksek, TA pik sistolik hızı ise anlamlı olarak daha düşük bulundu; bu bulgular periferik vasküler dirençte değişiklik ve periferik akım hızında azalma ile uyumluydu. CPR ve TPR değerleri de FBK grubunda daha yüksekti. TPR, FBK'yı ayıırıcı etmede 0,765 eğri altında kalan alan (AUC) değeri ile kabul edilebilir bir ayırt edici performans gösterirken, CPR için AUC 0,703 olarak saptandı. FBK grubundaki yenidoğanların doğum ağırlıkları ile 1. ve 5. dakika Apgar skorları daha düşüktü. Yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatış FBK grubunda daha sık olmakla birlikte, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sonuç: Tibial arter Doppler incelemesi, geç başlangıçlı FBK'da fetal periferik hemodinami hakkında tamamlayıcı bilgiler sağlayabilir. TPR umut verici bir ayırt edici performans göstermiştir; ancak rutin klinik kullanıma geçilmeden önce daha geniş örneklemli prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.