GEÇ SEREBRAL İSKEMİDE İNTRAARTERİYEL MİLRİNON TEDAVİSİ: FONKSİYONEL BAĞIMLILIK VE MORTALİTE ÜZERİNE ETKİSİ

Çağrı ELBİR, Göktuğ ÜLKÜ

Osmangazi Tıp Dergisi - 2026;48(4):616-630

Ankara Etlik Şehir Hastanesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği, Ankara, Türkiye

 

Anevrizmal subaraknoid kanamaya (aSAK) bağlı geç serebral iskemi (GSİ) önemli bir mortalite ve morbidite etkenidir. GSİ tedavisinde oral nimodipin, normovolemi ve indüklenmiş hipertansiyon tedavilerinin yanı sıra endovasküler yöntemle intraarteriyel (İA) vazodilatörler kullanılmaktadır. Bu ajanlardan biri de fosfodiestera-3 inhibitörü olan milrinondur. Çalışmamızda İA milrinon verilen ve standart GSİ tedavisi uygulanan hastalar karşılaştırmalı analiz edilerek milrinon tedavisinin uzun dönem hasta sonuçlarına etkisi araştırılmıştır. Mevcut çalışmada Ocak 2023 ile Haziran 2024 tarihleri arasında merkezimizde tedavi edilen aSAK olguları arasından GSİ gelişen 60 hastanın retrospektif kontrollü analizi yapılmıştır. Hastaların 35'ine yalnızca standart GSİ tedavisi verilmiştir. 25 olguya standart tedaviye ek İA milrinon uygulanmıştır. Milrinon tedavisine bağlı ciddi ve kalıcı bir komplikasyon izlenmemiştir. Klinik ve radyolojik veriler karşılaştırılmış; fonksiyonel sonuçlar 6. ayda modifiye Rankin skalası skoru ile, sağkalım ise ölüm oranları ile değerlendirilmiştir. Milrinon tedavisinin mortalite ve fonksiyonel bağımlılık riskini azaltacağı hipotezi test edilmiştir. Bu amaçla, İA tedavi ile diğer klinik ve radyolojik değişkenlerin hasta sonuçlarına etkisi araştırılmıştır. Univariate analizde milrinon tedavisinin anlamlı olmamakla birlikte bağımlılık riskini azaltma eğiliminde olduğu görülmüştür (OR: 0.94, p = 0.945). Multivariate analizde de benzer bulgular görülmüştür (OR: 0.56, p = 0.594). İAT grubunda mortalitenin anlamlı düzeyde olmayan artış eğilimi dikkat çekmiştir. Multivariate regression analizinde mortalite riskini anlamlı düzeyde arttıran tek faktörün yaş olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, İA milrinon tedavisi güvenli bulunmakla birlikte, GSİ hastalarında uzun dönem sağkalım ve fonksiyonel sonuçlar üzerinde anlamlı bir fayda sağlamamamıştır. Bulguların doğrulanması için daha büyük örneklemli, prospektif, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.