Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

GELENEKSEL EVRELEMENİN ÖTESİNDE: MALİGN PERİFERİK SİNİR KILIFI TÜMÖRLERİNDE TANIDA SİSTEMİK ENFLAMATUVAR İNDEKSLERİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

Sibel Oyucu ORHAN, Bedrettin ORHAN, Fatma Banu DEMIR, Seda SALI, Burcu CANER, Birol OCAK, Ahmet Bilgehan SAHIN, Adem DELIGONUL, Erdem CUBUKCU, Turkkan EVRENSEL

Turkish Journal of Clinics and Laboratory - 2026;2026(1):1860402-1860402

Department of Medical Oncology, Bursa City Hospital, Bursa, Türkiye

 

Amaç: Malign Periferik Sinir Kılıfı Tümörleri (MPNST), agresif seyirli ve yüksek nüks oranına sahip nadir yumuşak doku sarkomlarıdır. Klasik TNM evrelemesi, benzer tümör yüküne sahip hastalardaki sağkalım farklılıklarını öngörmede bazen yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, tanıdaki sistemik enflamatuvar indekslerin MPNST hastalarındaki prognostik değerini araştırmak ve klasik prognostik faktörlerden bağımsız birer belirteç olup olmadıklarını ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntemler: Histopatolojik olarak MPNST tanısı alan 43 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik verileri, tümör özellikleri ve tedavi öncesi hemogram parametrelerinden türetilen enflamatuvar indeksler kaydedildi. Genel sağkalımı (OS) etkileyen faktörler Kaplan-Meier ve Cox regresyon analizleri ile değerlendirildi. Bulgular: Medyan takip süresi sonunda tüm kohort için medyan sağkalım 25,7 aydı. Tek değişkenli analizlerde metastaz varlığı (p = 0,005), yüksek platelet/lenfosit oranı (PLR) (p < 0,001) ve yüksek sistemik enflamatuvar indeks (SII) (p = 0,012) kötü sağkalım ile ilişkili bulunurken; tümör boyutuna dayalı T evresinin (T1-T2 vs T3-T4) sağkalım üzerinde anlamlı bir etkisi izlenmedi (p = 0,446). Çok değişkenli Cox regresyon analizinde; metastaz durumu ve T evresi için düzeltme yapıldığında dahi, yüksek PLR (HR: 3,61, %95 CI: 1,53-8,50, p = 0,003) ve yüksek SII (HR: 2,95, %95 CI: 1,35-6,44, p = 0,006) genel sağkalım için bağımsız ve güçlü birer risk faktörü olarak saptandı. Sonuçlar: Tanıdaki PLR ve SII, MPNST hastalarında tümör yükünden (T evresi) bağımsız, kolay uygulanabilir ve güçlü prognostik biyobelirteçlerdir. Bu indeksler, klasik evreleme sistemlerinin ötesinde yüksek riskli hastaların belirlenmesinde ve tedavi stratejilerinin kişiselleştirilmesinde klinisyenlere rehberlik edebilir.