ERMAN YANIK, GÜVEN BULUT, MUZAFFER YILDIZ, ÖNDER OFLUOĞLU, MUAMMER ÇOLAK
Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2003;14(2):85-89
Kronik osteomyelit günümüzde gelişmiş toplumlarda çok az görülmesine rağmen, ciddi komplikasyonlarıyla önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Hastalığın tedavisi için sistemik antibiyoterapi, oluklaştırma, tabaklaştırma, devamlı irrigasyon-drenaj, lokal kas flebi uygulaması, amputasyon klasik yaklaşımlardır. Bu çalışmanın amacı, klasik yöntemlere alternatif olarak geliştirilen G-PMMA zincirlerinin, kronik osteomyelitli olgulardaki etkilerini izlemek ve sonuçlarını değerlendirmektir. Kliniğimizde 1993-1999 yıllan arasında tedavi edilen 26'sı (%84) erkek, 5'i (%16) kadın toplam 31 hastaya kronik osteomyelit tanısıyla G-PMMA zinciri uygulanmıştır. Yaş ortalaması 40 (14-73)'tır. 13 (%42) olguda femura, 10 (%32) olguda tibiaya, 3 (%10) olguda vertebraya, 3 (%10) olguda kalçaya, l (%3) olguda humerusa ve l (%3) olguda kalkaneusa zincir yerleştirilmiştir. 24 (%77) olguda hastalığın gelişmesinde ana etken iskelet sistemi travması, 7 (%23) olguda hematojen osteomyelittir. Ameliyat sonrası ortalama takip süresi 29 (4-75) aydır. Olguların %77'sinin takip süresi l yıldan fazladır. En az l aylık erken dönemde %93 ve en az 3 aylık geç dönemde %87 basardı sonuçlar alınmıştır. İnfeksiyon bölgesinde kan dolaşımının ileri derecede bozuk olmasına rağmen, G-PMMA zincirleriyle yüksek lokal antibiyotik konsantrasyonu sağlanabilmesi önemli bir üstünlüktür. Bunu gerçekleştirirken toksik yan etkilerden uzak kalabilmek, yaranın kapatılabilmesi, hastaların erken mobilizasyonu, tekrarlayan müdahalelerin gerekmemesi, daha az sistemik antibiyotik ihtiyacı, düşük maliyet önemli diğer avantajlardır. G-PMMA zincirlerinin bu özellikleri ile kronik osteomyelit tedavisindeki etkili yerini koruyacağı inancındayız.