GESTASYONEL TROFOBLASTİK HASTALIKLARDA SÜRERLİK LABORATUVAR VE KLİNİK BULGULARLA TAHMİN EDİLEBİLİR Mİ?

NERMİN KÖŞÜŞ, ÇETİN ÇELİK, AYDIN KÖŞÜŞ

Journal of Clinical Practice and Research - 2008;30(2):57-64

Department of Obstetric and Gynecology, Gözde Hospital, Malatya, Turkey

 

Amaç: Gestasyonel trofoblastik hastalıkların (GTH) laboratuvar ve klinik bulguları ve bunların GTH sürerliliğinin tahmin edilmesinde kullanımı araştırıldı. Gereç ve Yöntem: GTH tanısı alan 92 hasta prospektif olarak incelendi. Hastalar komplet mol, parsiyel mol, invaziv mol ve koryokarsinom olarak 4 gruba ayrıldı. Hastalar klinik, ultrason ve laboratuar tetkikleri ile sürerliğin gelişimi olasılığı açısından değerlendirildi. Sürerlilik hastalığı olanlara metotreksat-folinic asit tedavisi; yeterli cevap alınamayanlarda kombine kemoterapi; çocuk isteği olmayan uygun yaştaki hastalara histerektomi uygulandı. Bulgular: Molar gebelik ve koryokarsinom oranı sırasıyla 4,8/1000 ve 2/10.000 olarak bulundu. İnvaziv mol grubunda ortalama yaş ve tedavi öncesi beta-hCG seviyesi daha yüksekti. Komplet ve invaziv mol grubunda Teka-lutein kistleri ve aşırı uterin büyüme daha fazla görüldü. Bu bulguların görüldüğü hastalarda sürerlilik gelişiminin daha fazla olduğu bulundu. Sonuç: Persistan GTH’da sürerlilik, klinik ve biyokimyasal belirteçlerle tahmin edilebilir. Bu risk 35 yaşın altındakilerde, teka-lutein kistlerinin yokluğunda ve beta-hCG’nin 100.000 IU’nin altında olduğunda düşüktür. HCG seviyesinin negatif prediktif değeri tek başına, diğer parametrelerle kombine edilmeden düşük sürerlilik riskini aynı oranda göstermektedir. Erken tanı ve etkin tedavi ile sürerlilik gösteren hastalıkların prognozu oldukça iyidir.