GLİOMADA 18F-FDG VE 68GA-FAPI PET GÖRÜNTÜLEMEYE İLİŞKİN KARŞILAŞTIRMALI BİLGİLER: TANISAL DEĞER, TÜMÖR DERECELENDİRMESİ VE KLİNİK ÇIKARIMLAR

Raydel BrianKwee AMALO, Hendra BUDIAWAN, Budi DARMAWAN

Molecular Imaging and Radionuclide Therapy - 2026;35(2):150-156

Universitas Padjajaran, Hasan Sadikin General Hospital, Faculty of Medicine, Department of Nuclear Medicine and Theranostic Molecular, Bandung, Indonesia

 

Gliomalar, en sık görülen primer malign beyin tümörleridir ve heterojen büyüme ile karmaşık biyoloji göstermeleri nedeniyle doğru tanı ve yönetimi güçleştirir. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), klinik standart olmaya devam etse de tümör sınırlarını belirlemedeki ve nüksü tedaviye bağlı değişikliklerden ayırt etmedeki sınırlılıkları, tamamlayıcı moleküler görüntüleme yöntemlerine olan gereksinimi ortaya koymaktadır. 18F-florodeoksiglukoz (18F-FDG) pozitron emisyon tomografisi (PET), tümörün glikolitik aktivitesini yansıtarak değerli prognostik bilgiler sağlaması nedeniyle kapsamlı biçimde araştırılmıştır. Ancak tanısal yararlılığı, korteksteki yüksek arka plan tutulumu ve düşük dereceli gliomaları saptamadaki düşük duyarlılık nedeniyle sınırlanmaktadır. Buna karşılık, galyum-68 fibroblast aktivasyon proteini inhibitörü (FAPI) PET, kansere ilişkili fibroblastları hedef alarak daha üstün tümör-arka plan kontrastı ve infiltratif sınırların daha iyi görüntülenmesini sağlar. Karşılaştırmalı çalışmalar, FAPI PET'in düşük ve yüksek dereceli gliomaları ayırt etmede daha başarılı olduğunu, tümör stromal aktivitesi ile korelasyon gösterdiğini ve gerçek progresyonu tedavi sonrası değişikliklerden ayırarak tedavi planlamasına katkı sağladığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, bu avantajlara rağmen FAPI'ye ilişkin kanıt temeli halen sınırlıdır ve büyük ölçüde küçük kohortlar ile pilot çalışmalara dayanmaktadır. Rolünün doğrulanabilmesi için standartlaştırılmış görüntüleme protokollerine ve daha büyük, prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Genel olarak, 18F-FDG ve FAPI PET, glioma biyolojisine ilişkin birbirini tamamlayıcı bilgiler sunmakta; MRG ve amino asit belirteçleri ile birlikte kullanımları, klinik nöro-onkolojide tanısal doğruluğu, tedavi planlamasını ve prognostik değerlendirmeyi geliştirebilir.