Yasemin ÖZTÜRK
Genel Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;8(1):197-215
Göç, bireyi veya toplulukları risklere karşı savunmasız hale getiren zorlu bir süreçtir ve sağlığın sosyal belirleyicilerinden biridir. Bireylerin, göç süreci içinde olumsuz sosyal ve yapısal faktörlerle karşılaşması sağlık riskleriyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Göç her bireyi bedenen, ruhen ve sosyal yönden etkilemekle birlikte en çok kadınlar ve çocukları daha hassas ve kırılgan bir düzeye getirmektedir. Bu durum annelerin ve çocukların sağlık açısından daha fazla risk taşımalarına neden olmaktadır. Göç, bu savunmasız popülasyonda ana çocuk sağlığı hizmetlerinin etkin bir şekilde verilmesinin de önüne geçmektedir. Ana çocuk sağlığı hizmetleri kadınların gebelik, doğum ve postpartum dönemlerini sağlık sorunu yaşamadan geçirebilmelerini amaçlarken aynı zamanda çocukların sağlıklı büyüyüp gelişmeleri için de sağlık hizmeti sunmaktadır. Göçmen annelerin ve çocukların sağlıklarını koruyup geliştirerek, göçle ilişkili sorunlardan en az etkilenmelerini sağlamak ancak ana çocuk sağlığı hizmetlerinin onlar için ulaşılabilir olmasıyla olanaklı hale gelmektedir. Bu bağlamda, göçmen kadınların ve çocukların sağlık hizmetlerine erişimini engelleyen yapısal ve sosyal faktörleri ortadan kaldıracak multidisipliner holistik yaklaşımlar geliştirilerek sağlık politikalarının oluşturulması ve hayata geçirilmesi çok önemlidir. Bu çalışma, göçün ana çocuk sağlığı hizmetlerine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.