Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

GÖĞÜS DUVARI TÜMÖRLERİ VE CERRAHİ YAKLAŞIMLAR

Sevde Nur KIRIMLI, Yener AYDIN, Hilmi KESKİN, Emre KURAN, Alimurat ADIGÜZEL, Kadir ÇİNAN, Mehmet Zübeyr EĞİLMEZ, Hüseyin TANSEVER, Zeynep AYDIN ÇELİK, Taha KARABACAK, Nihal SAVAŞ ERKAN, Esra SEZEN, Ali Bilal ULAŞ, Atilla EROĞLU

Kocatepe Tıp Dergisi - 2026;27(1):30-34

Gümüşhane Devlet Hastanesi, Göğüs Cerrahisi Kliniği

 

AMAÇ: Bu çalışmada, göğüs duvarı tümörleri nedeniyle cerrahi uygulanan hastaların klinik özellikleri, tümör tipleri, uygulanan cerrahi teknikler ve postoperatif sonuçlarının retrospektif olarak analiz edilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: 2000 ve 2023 yılları arasında tek merkezli çalışmada, çalışma kriterlerini karşılayan 154 olgu (92 erkek, 62 kadın; ortalama yaş: 42,39+/-19,44 yıl; dağılım, 1-84 yıl) retros - pektif olarak incelendi. Cerrahi yöntemler "yumuşak doku eksiz - yonu (basit eksizyon, periost dahil eksizyon vb.), kaburga rezek - siyonu, kaburga+sternum rezeksiyonu" şeklinde detaylı olarak değerlendirildi. Rekonstrüksiyon gereksinimi olup olmadığı ve kullanılan materyal türleri kaydedildi. BULGULAR: Olgularda en sık geliş şikâyeti şişlik (n=93, %60,3) ve ağrı (n=84, %54,5) idi. Göğüs duvarı tümörlerinin en sık yer - leşim yeri sağ göğüs duvarı (n=72, %46,7) idi. Uygulanan cer - rahi yaklaşımların %37,6'sı (n=58) yumuşak doku eksizyonu, %29,8'i (n=46) kaburga rezeksiyonu ve %16,8'i (n=26) kabur - ga+sternum rezeksiyonu şeklindeydi. Olguların büyük çoğun - luğunda (n=134, %87) rekonstrüktif materyal kullanım gereksi - nimi görülmedi; rekonstrüksiyon materyali kullanımı ise en çok kaburga+sternum rezeksiyonu uygulanan olgularla ilişkiliydi (p<0,05). Tümörlerin %62,3'ünün (n=96) yumuşak doku kökenli ve %37,6'sının (n=58) kemik kıkırdak kökenli olduğu görüldü. Olguların %52'sinin benign ve %48'inin malign olduğu tespit edildi. Benign tümörler arasında en sık lipom (n=12, %8,5), ke - mik-kıkırdak kökenli olarak ise kondrom (n=9, %5,7) ve fibröz displazi (n=9, %5,7) gözlendi. Malign göğüs duvarı tümörleri içinde en sık mezenkimal tümör (n=6, %3,8) ve lenfoma (n=6, %3,8), kemik-kıkırdak kökenli olarak ise kondrosarkom (n=7, %4,5) tespit edildi. Çoğu olguda (%95,5) postoperatif kompli - kasyon görülmedi. Postoperatif tedavi, olguların %74,4'ünde (n=115) gerekli olmadı ve nüks %16,2 oranında (n=25) görüldü. SONUÇ: Göğüs duvarı tümörlerinin tedavisi ve takibi, hem pri - mer hem de metastatik lezyonlar açısından büyük önem taşı - maktadır. Özellikle kaburga+sternum rezeksiyonu gibi geniş rezeksiyon gerektiren durumlarda rekonstrüksiyon yöntemleri ve materyal seçimi giderek önem kazanmaktadır.