GÜNLÜK YAŞAMDA BOYUN FLEKSİYONU GEREKTİREN AKTİVİTELER İLE SERVİKAL OMURGA DİZİLİM BOZUKLUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİ

ÖZLEM ŞAHİN, AYSU KIYAN, MUSTAFA FATİH YAŞAR, CEMAL TAŞLIGİL, ŞİRZAT ÇOĞALGİL, ŞÜKRÜ BURAK TÖNÜK

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi - 2010;13(3):99-103

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon AD, Sivas, Türkiye

 

Amaç: Günlük yaşamda boynu fleksiyona zorlayan aktivitelerin servikal omurgada dizilim bozukluğuna neden olup olmadığını araştırmaktır. Yöntemler: Çalışmaya kronik boyun ağrısı şikayeti olan 104 olgu alındı. Servikal omurgada düzleşme ya da kifotik deformite olması dizilim bozukluğu olarak kabul edildi. Servikal omurgadaki dizilim bozukluğu, posteriyor tanjant metoduna göre yan servikal omurga grafisinin değerlendirilmesi ile belirlendi. Boynu fleksiyona zorlayan aktiviteler sırt üstü yatarak televizyon seyretme ve sırt üstü yatarak ve oturarak kitap okuma aktiviteleri olarak belirlendi. Bulgular: Dizilim bozukluğu olan grupta 32 olgu (%68,1) sırt üstü yatarak televizyon seyrediyordu, 9 olgu (%19,1) sırt üstü yatarak kitap okuyordu, 20 olgu (%42,6) oturarak kitap okuyordu. Dizilim bozukluğu olmayan grupta, 32 (%71,1) olgu sırt üstü yatarak televizyon seyrediyordu, 8 (%17,8) olgu sırt üstü yatarak kitap okuyordu, 13 (%28,9) olgu oturarak kitap okuyordu. Gruplar arasında sırt üstü yatarak televizyon seyretme, sırt üstü yatarak ve oturarak kitap okuma dağılımına bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmedi (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmanın bulgularına göre boynu sıkça fleksiyona zorlayan aktiviteler, servikal omurgada dizilim bozukluğuna neden olmamaktadır. Dizilim bozukluğu, sorguladığımız aktiviteler dışında boynu fleksiyona zorlayan başka aktiviteleri ya da bireylerin omurga stabilitesini sağlayan kas ve bağ yapılarındaki olası güçsüzlüğü akla getirmektedir. Bu konuda kesin yargıya varmak için daha fazla sayıda olgu katılımının olduğu, boynu fleksiyona zorlayan aktivitelerin sorgulandığı ve egzersizin de etkilerinin incelendiği prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.