EMEL UĞUR
Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi - 2025;33(3):139-148
Tekerleğin icadından itibaren, bir enstrüman kullanarak hareket etme imkânı elde eden insanoğlunun başına dert olan hareket hastalığı, vizüel-vestibüler ve proprioseptif sistemlerin çatışması sonucu ortaya çıkan polisemptomatik bir tablodur. Bu derleme, mevcut literatür ışığında hareket hastalığının etiyolojisini, risk faktörlerini ve tedavi yaklaşımlarını güncel literatür ışığında incelemektedir. Hareket hastalığının ortaya çıkış mekanizmalarında santral sinir sistemi hassasiyetleri, vestibüler sistem bozuklukları ve nörovejetatif faktörler önemli rol oynamaktadır. Bunun dışında yaş, cinsiyet gibi bireysel faktörler ile anksiyete ve migren gibi tetikleyici faktörlerin de hareket hastalığı duyarlılığını etkilediği gösterilmiştir. Hareket hastalığının kesin tanısı için standardize bir tanı aracı bulunmamaktadır. Tanı için kullanılan vestibüler testler olası diğer hastalıkları dışlamak için kullanılır. Bununla birlikte öznel değerlendirme anketleri tanı açısından klinisyenlerin elini çok güçlendirmektedir. Tedavi yaklaşımlarında tarih boyu çeşitli yöntemler denenmiş ve uygulanmıştır. Bu yöntemler günümüze kadar evrilerek ve gelişerek gelmiştir. Günümüzde hareket hastalığının tedavisi için uygulanan yaklaşımlardan davranışsal terapiler, farmakolojik ve farmakolojik olmayan ajanlar ve elbette vestibüler rehabilitasyon uygulamaları öne çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda yükseliş trendine sahip olan sanal gerçeklik tabanlı terapi yöntemleri hareket hastalığı tedavisinde umut verici sonuçlar ortaya koymuştur. Bu derleme, hareket hastalığının etiyolojik açıdan temel mekanizmalarını, semptomlarını, tetikleyici unsurları ve güncel tedavi yaklaşımlarını bir araya getirerek klinik uygulamalara ve gelecekteki araştırmaların yönlenmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.