Habibe SEVİL, Banu KARACA, Nesrin TÜRKER, Bahar ÖRMEN, Alper ŞENER
Ege Klinikleri Tıp Dergisi - 2026;64(2):222-228
Amaç: Bakteriyemi, yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden ve giderek artan çok ilaca dirençli mikroorganizmalar nedeniyle tedavi yönetimi giderek zorlaşan ciddi bir enfeksiyon tablosudur. Bu çalışmada, üçüncü basamak bir merkezde Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği'nde yatan bakteriyemi olgularında etken mikroorganizmaların dağılımı ile antimikrobiyal direnç profillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Üçüncü basamak bir hastanenin Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği'nde 1 Ocak 2022 - 30 Haziran 2025 tarihleri arasında yatırılarak izlenen ve kan kültürlerinde klinik olarak anlamlı üreme saptanan 220 hasta retrospektif olarak incelenmiştir. Demografik özellikler, eşlik eden hastalıklar, enfeksiyon odağı, laboratuvar parametreleri, mikrobiyolojik etkenler ve antibiyotik duyarlılık sonuçları geriye dönük olarak değerlendirilmiş; veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 64,94+/-16,31 yıl olup, %50,5'i kadındı. En sık eşlik eden hastalıklar hipertansiyon (%33,6) ve diabetes mellitus (%27,0) olarak belirlendi. Kan kültürlerinden en sık izole edilen mikroorganizma, toplam 68 izolatla Escherichia coli (%30,9) idi. Bunu 33 izolatla Klebsiella pneumoniae (%15,0) ve 25 izolatla metisiline duyarlı Staphylococcus aureus (MSSA; %11,4) izledi. E. coli izolatlarının 30'u (%44,1), K. pneumoniae izolatlarının ise 23'ü (%69,7) genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) üreten suşlardan oluşmaktaydı. GSBL üreten E. coli ve K. pneumoniae izolatları tüm izolatların sırasıyla %13,6'sını ve %10,5'ini oluşturdu. Gram-negatif bakterilerde üçüncü kuşak sefalosporinlere, florokinolonlara ve karbapenemlere direnç oranları sırasıyla %53,3, %44,4 ve %19,0 olarak saptandı. En sık belirlenen enfeksiyon odağı üriner sistemdi ve toplam enfeksiyon odağı sınıflandırmalarının %41,5'ini oluşturdu. Çalışma grubundaki mortalite oranı %2,3 olarak belirlendi. Sonuç: Bakteriyemi olgularında Gram-negatif etkenler, özellikle GSBL üreten Enterobacterales baskın etiyolojik ajanlar olarak öne çıkmaktadır. Üçüncü kuşak sefalosporinler ve florokinolonlara yönelik yüksek direnç oranları, ampirik antibiyotik seçiminde yerel direnç verilerinin önemini vurgulamaktadır. Antimikrobiyal direnç eğilimlerinin düzenli izlenmesi, uygun ampirik tedavi stratejilerinin geliştirilmesi ve klinik sonuçların iyileştirilmesi açısından gereklidir.