N YASEMİN YALIM
Türkiye Biyoetik Dergisi - 2018;5(1):9-17
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada özellikle söz konusu sorunun tanımlanması, vicdani ret kavramı ile ilişkisinin değerlendirilmesi, mevcut durumda yol açtığı ve gelecekte yol açabileceği sorunların saptanması ile çözüm önerilerinin sunulması amaçlamaktadır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Tıp etiği alan yazınında “vicdani ret” kavramının ilk ortaya çıkışı hekimlerin ahlaki gerekçelerle bazı hizmetleri sunmayı reddetmeleri konusunda olmuştur. Bu türden bilinen ilk olaylardan biri, Hippocrates’in Pers Kralı Artaxerxes’in Pers İmparatorluğu’nda süren vebayı sonlandırması için yaptığı teklifi, Atina ile Pers İmparatorluğu’nun savaş halinde olması nedeniyle reddetmesidir. Nazi döneminde Almanya’da bazı hekimlerin, hekimlik ahlakı ile uyuşmayan araştırmaları reddetmeleri de tarihsel olgulara örnek olarak verilebilir. Günümüzde gebeliğin sonlandırılması, ötanazi, yapay dölleme gibi konularda vicdani reddin gündeme geldiğini biliyoruz. Vicdani reddin temelinde etik değerler, dinsel inanışlar, ideolojik bağlılıklar gibi çeşitli unsurlar yer alabilmektedir. Bu çalışmada, dinsel inançları nedeniyle belirli bir cinsiyetten hasta bakmayı reddetme olgusu ile vicdani ret kavramı arasındaki ilişki, ülkemizdeki görünümleri üzerinde özellikle durulmak suretiyle ele alınarak, etik açıdan değerlendirilecektir. BULGULAR: Ülkemizde son yıllarda İslami değer yargılarına dayanan yaşam biçiminin kamusal alanda etkisini arttırmasıyla, gündelik hekimlik uygulamalarında cinsiyeti nedeniyle hastayı reddetme ve bu eylemi vicdani ret kavramına dayandırma eğiliminde bir artış yaşanmaktadır. Tarihte yaşanan görünümünden farklı olarak bu kez hem erkek hem de kadın hekimlerin karşı cinsten olan hastaları reddetmeleri, benzer taleplerin hastalardan da gelmesi ve cinsiyeti nedeniyle hekim seçme davranışının yaygınlaşması söz konusudur. Bu durumun hekim ve hasta hakları açısından ele alınıp alınamayacağı, gerektiğinde uygun cinsiyetten hekim sağlanamamasının bir hasta hakkı ihlali olup olmadığı tartışma konusudur. Ayrıca hemşirelik, diş hekimliği, sağlık teknisyenliği gibi alanlarda bu tür eğilimlerin nasıl yaşandığı gibi sorular da yanıt beklemektedir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Benzer bir sorunun, son onyıllarda Yakın ve Ortadoğu coğrafyasında yaşanan çatışmalar nedeniyle ortaya çıkan kitlesel nüfus hareketinin yöneldiği Avrupa ülkelerinde de saptandığı alanyazına yansıyan çalışmalardan anlaşılmaktadır. İslami değer yargılarının hekimlik uygulamaları ile karşılaştığı modern Batı toplumlarında ortaya çıkan uyumsuzlukların aşılması, öncelikle sorunların kavranması aşamasındaki güçlükler nedeniyle daha da yakıcı düzeydedir.