Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

HEMATOLOJİK MALİGNİTE TANISI OLAN HASTALARDA DERMATOLOJİK LEZYONLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Emre ALBAYRAK, Ece VURAL, Yusuf BİLEN, Vildan GÜRSOY, Sevil SADRİ

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;52(1):0-0

Bursa City Hospital, Internal Medicine, Bursa, Türkiye

 

Hematolojik malignite tanısı olan hastalarda dermatolojik lezyonların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız yapılırken 2019-2024 yıllarında hematolojik malignite tanısı olan demografik veriler, hematolojik hastalık tanıları, hastalık süresi, klinik özellikler, dermatoloji konsültasyonu ile elde edilen dermatolojik muayene verileri cilt lezyonlarından alınan biyopsilerin patoloji sonuçları ve diğer malignite varlığı hasta dosya kayıtlarından retrospektif olarak incelenecektir. Toplam 241 hematolojik maligniteli hasta dâhil edilmiştir. Olguların ortanca yaşı 64 olup, erkek/kadın oranı 1,3'tür. En sık tanı %24,1 ile akut myeloid lösemi (AML), ardından %18,3 ile multipl miyelom (MM) ve %17,4 ile non-Hodgkin lenfoma (NHL) gelmiştir. Lezyonların en sık rastlanan tipi %14,9 oranla dermatit olurken, bunu ilaç reaksiyonu (%14,5) ve mantar enfeksiyonları (%13,3) takip etmiştir. AML grubunda en sık lezyon dermatit ve mantar enfeksiyonu, MM grubunda ise ilaç reaksiyonu belirlenmiştir. Lenfomalı hastalarda anlamlı şekilde daha sık ürtiker görülmüştür (p=0,004). Hastaların %81,7'si lezyon gelişme döneminde kemoterapi almakta olup, en sık kullanılan ajanlar alkilleyiciler (%24,9), antimetabolitler (%22,8) ve steroidlerdir (%21,2). Biyopsi yapılan hastaların %20'sinde ilaç ilişkili dermatolojik reaksiyon ve vaskülit raporlanmıştır. Hastaların %98,8'ine sistemik tedavi kesilmeden lokal/topikal destek tedavileri uygulanmıştır. Hematolojik malignitelerde dermatolojik lezyonların hem tedavi ilişkili hem de hastalık progresyonuyla bağlantılı olabileceğini göstermektedir. AML, MM ve NHL gibi farklı hematolojik hastalıklarda dermatolojik bulguların tipi değişiklik göstermektedir. Özellikle lenfomalı hastalarda ürtikerin daha sık görülmesi bu alt grubun izleminde dikkat edilmesi gereken bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Lezyonların büyük çoğunluğu tedaviye ara verilmeden yönetilebilmiş olup, lokal destek tedaviler yeterli olmuştur. Bu bulgular dermatolojik muayenenin hematolojik hastaların rutin izleminde önemli bir parça olması gerektiğini ortaya koymaktadır.