Suleyman TAGCI, Gunay EKBERLI, Bilge KARABULUT, Huseyin Tugrul TIRYAKI
Pediatric Practice and Research - 2026;14(1):1956229-0
Amaç: Üreterin tamamen çıkarılması, distal üreter güdüğü (DÜG) ile ilişkili gelecekteki morbidite riskini; febril üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE), alt kadran ağrısı ve hematüriyi içeren ve üreter güdüğü sendromu (ÜGS) olarak adlandırılan tabloyu en aza indirir. Bu çalışmada, yazarların gerçekleştirilen (hemi)nefroüreterektomi ((H)NÜ) sonrası DÜG'nin orta dönem sonuçları değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Temmuz 2008 ile Nisan 2019 tarihleri arasında, ortalama yaşı 4,7 yıl olan 29 hastaya kötü fonksiyon gösteren displastik, skarlı, atrofik veya hidronefrotik böbrek nedeniyle (H)NÜ uygulandı. Yirmi iki hastaya total NÜ, yedi hastaya ise HNÜ uygulandı. Vezikoüreteral reflü (VUR) varlığına bakılmaksızın tüm hastalarda üreter güdüğü bağlandı. Bulgular: Heminefroüreterektomi; üç hastada üst pol sistemine (bir ektopik üreter ve iki üreterosel) ve dört hastada yüksek dereceli VUR bulunan alt pol sistemine uygulandı. Total NÜ işlemleri; nefrolitiazis, üreteropelvik bileşke darlığı, ksantogranülomatöz piyelonefrit, multikistik displastik böbrekler (MKDB) ve yüksek dereceli VUR nedeniyle gerçekleştirildi. Ortalama 1,5 yıllık takip süresi boyunca iki hastada ÜGS nedeniyle distal üreter güdüğü rezeksiyonu gerekti. Bu iki hastanın da yüksek dereceli VUR ve kötü fonksiyon gösteren displastik, skarlı böbrek nedeniyle total NÜ operasyonu geçirdiği görüldü. Sonuç: Bu seride ÜGS yalnızca total NU grubunda yer alan ve yüksek dereceli VUR bulunan iki hastada (%28,6) gözlendi. Bu nedenle yazarlar, ÜGS gelişiminde yüksek dereceli VUR'un, üreter güdüğü uzunluğu ve güdük ligasyonundan daha önemli olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle özellikle VUR bulunan olgularda NÜ sırasında rezidüel üreter bırakılmamalıdır.