İbrahim DOĞAN, Fırat CANLIKARAKAYA, Serhat OCAKLI
Developments and Experiments in Health and Medicine - 2026;40(2):178-183
Hemoroidal hastalık, nüfusun yaklaşık %40'ını etkileyen yaygın bir anorektal durumdur. Eksizyon yapılan hemoroidal dokunun rutin histopatolojik incelemesi tartışmalıdır; bazı çalışmalar tüm vakalar için önerirken, diğerleri yalnızca klinik şüphe mevcut olduğunda önermektedir. Bu çalışma, hemoroidektomi sonrası rutin histopatolojik incelemenin gerekliliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. 1 Ocak 2015 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hemoroidektomi geçiren 1227 hasta üzerinde retrospektif bir analiz yapılmıştır. Yaş, cinsiyet ve patoloji sonuçları dahil olmak üzere hasta verileri incelenmiştir. 1227 hastanın 863'ü (%70,3) erkek olup, ortalama yaşları 41,3'tü. Patolojik incelemede malignite saptanmamıştır; Ancak, 1 adet tübülovillöz adenom ve 1 adet yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon (AIN 3) vakası tespit edildi. Toplam 1211 hastada hemoroid bulunurken, diğer benign ve premalign lezyonlar da tesadüfen saptandı. Hemoroidektomi sonrası rutin histopatolojik inceleme tartışmalıdır ve çalışmalar düşük malignite oranları göstermektedir. Bazı uzmanlar, yüksek riskli hastalarda veya klinik şüphe oluştuğunda inceleme yapılmasını savunmaktadır. Bu çalışma, bu tür vakalarda histopatolojik incelemenin gerekliliğini desteklemektedir, ancak net kılavuzlar oluşturmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Hemoroidektomi sonrası rutin histopatolojik inceleme çoğu hasta için gereksiz olabilir, ancak maliyet etkinliğini artırmak ve gereksiz müdahaleleri azaltmak için klinik şüphe veya belirli risk faktörlerinin olduğu durumlarda yapılmalıdır.