Aytan Ibrahım Kareem KAREEM, Nevin ONAN
Etkili Hemşirelik Dergisi - 2026;19(2):305-319
Giriş: Hemşirelik öğrencileri mesleği öğrenme sürecinde anksiyete yaşayabilirler. Ayrıca anksiyete, hizmet verdikleri bireyler arasında en sık görülen psikososyal sorundur. Bu nedenle öğrencilerin anksiyeteyi uygun şekilde yönetebilmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Anksiyete düzeyi ile anksiyete okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi belirlemek bu açıdan önemli görülmektedir. Amaç: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin anksiyete ve anksiyete okuryazarlığı düzeylerini ve aralarındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu tanımlayıcı çalışmanın örneklemi 271 hemşirelik öğrencisinden oluşmuştur. Veriler Katılımcı Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DKE ve SKE) ve Anksiyete Okuryazarlığı Ölçeği (AOÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde t-testi, Tek Yönlü ANOV A ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Hemşirelik öğrencilerinin DKE puan ortalaması 42.09+/-10.00, SKE puan ortalaması 46.31+/-8.59 ve AOÖ puan ortalaması 10.20+/-4.01 olarak bulunmuştur. Cinsiyet, uyruk, ikamet yeri, aile tipi, çalışma durumu, aile üyesinde tanı konulmuş bir ruhsal bozukluk varlığı ve eğitim yılına göre AOÖ puanlarında anlamlı bir fark saptandı (her biri için p<.05). Eğitimde anksiyete yaratan ilk üç durum olarak mesleki uygulamalar (%34.3), dersler (%17) ve sınavlar (%13.9) olarak belirlendi. Birinci ve ikinci sınıf öğrencileri için ortalama AOÖ puanı dördüncü sınıf öğrencilerinden anlamlı derecede düşüktü (p=.003). AOÖ ile DKE veya SKE puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p >.05). Sonuç: Bulgular, hemşirelik öğrencilerinin anksiyete düzeyleri ve anksiyete okuryazarlık düzeylerinin çeşitli faktörlere göre değiştiğini göstermektedir. Anksiyete okuryazarlığının hemşirelik eğitim sürecinin ilk yılından itibaren artırılması önerilir.