Sevda KARAKAŞ, Hatice ACAR BEKTAŞ, Rojjin MAMUK
Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;15(2):383-389
Bu çalışmada hemşirelik öğrencilerinin kişilik özelliklerinin tıbbi hata tutumu ve tıbbi hata eğilimini etkileyip etkilemediğini incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu çalışma üç üniversitede öğrenim gören 343 hemşirelik öğrencisi ile yapılmıştır. Jinekoloji kliniklerinde malpraktis oranı nispeten yüksek olduğu için katılımcıların kadın doğum kliniklerinde staj yapmış veya yapıyor olması beklenmiştir. Bu nedenle çalışmaya katılmaya gönüllü üçüncü ve dördüncü sınıf hemşirelik öğrencisi olmak çalışmaya dahil edilme kriterleri olarak belirlenmiştir. Çalışma verileri "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği (HTHEÖ)", Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği (BFKÖ), Tıbbi Hata Tutum Ölçeği (THTÖ) ve "Öğrenci Bilgi Formu" kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada öğrencilerin %70,8'i herhangi bir tıbbi hataya tanık olmuş ve %9,3'ü kendisinin de tıbbi hata yaptığını bildirmiştir. THTÖ toplam puan ortalaması 2,40+/-0,45 ve HTHEÖ toplam puan ortalaması 4.50+/-0.39'dir. Öğrencilerin kişilik özellikleri ile tıbbi hata eğilimi ve tıbbi hata tutumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Buna karşılık daha önce tıbbi hataya tanık olma durumu ile tıbbi hata eğilimi arasında pozitif zayıf (r= 0,108 p<0,05) ve tıbbi hata tutumu arasında negatif zayıf anlamlı ilişki tespit edilmiştir (r= -0,127 p<0,05). Öğrenci hemşirelerin tıbbi hata eğilimleri düşük buna karşılık tıbbi hata tutumları oldukça olumsuzdur. Kişilik özellikleri ise tıbbi hata tutumu ve eğilimini etkilememektedir. Öğrencilerin tıbbi hata tutumunu olumsuz yönde etkileyen tek faktör ise daha önceden bir tıbbi hataya tanık olmaktır.