CEM YAĞMUR ÖZDEMİR, DAĞHAN ARDA ARIÖZ, NAYİF ÇİÇEKLİ, BETÜL AHAT, HÜSEYİN ÇOŞKUN, HACER DEMİR, ÖZNUR ÖNER, DAĞISTAN TOLGA ARIÖZ
Kocatepe Tıp Dergisi - 2025;26(1):5-9
AMAÇ: Kliniğimizde high grade seröz over kanseri (HGSC) tanısında tru-cut biyopsi ile laparoskopiyi karşılaştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Retrospektif olarak tasarlanan çalışmamıza Ocak 2013 ile Aralık 2023 tarihleri arasında HGSC tanısıyla opere edilen hastalar dahil edildi. Patolojik olarak doğrulanmış (FIGO 2018) evre III veya IV HGSC hastalarına neoadjuvan kemoterapi (NACT) ve ardından interval debulking cerrahisi (IDS) uygulandı. Hariç tutma kriterleri, evre I ve II over kanseri olguları ve NACT almayan hastalardı. Ayrıca non-HGSC veya non-jinekolojik olgular çalışma dışı bırakıldı. Sonuç olarak çalışmaya 60 hasta dahil edildi. Katılımcılar iki gruba ayrıldı; grup 1 (NACT öncesi tru-cut biyopsi ile HGSC tanısı alan hastalar) ve grup 2 (NACT öncesi tanısal laparoskopi ile HGSC tanısı alan hastalar). Sağkalım analizleri, Kaplan Meier ve log-rank testi kullanılarak yapıldı. İstatistiksel anlamlılık p <0.05 olduğunda tanımlandı. BULGULAR: 60 hastanın 32’sine tru-cut biyopsi, 28’ine laparoskopi ile tanı konuldu. Grup 1’in genel sağkalım oranı (OS) %53,1 ve grup 2 için %71,4 idi (p = 0,371). Progresyonsuz sağkalım (PFS) oranı grup 1 için 56,3 ve grup 2 için %64,3 idi (p = 0,464). Nüks, OS ve PFS açısından iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Grup 1 ile grup 2 arasında sadece hastanede kalış süresi açısından anlamlı fark bulduk (p<0,001). SONUÇ: HGSC, tanısı ve tedavisi zor olan over kanserinin histopatolojik bir alt grubudur. İleri evre over kanserinde primer debulking cerrahisi güncel yaklaşımda geri planda kalırken, hastaların tanısal değerlendirmesinde tru-cut biyopsinin hastanede kalış süresinin kısa olması açısından önemi unutulmamalıdır.