Emir BASKOVSKİ
Actual Medicine - 2025;33(6):18-20
Basitçe tanımlamak gerekirse hiperkolesterolemi kandaki total kolesterolün yüksek olması olarak tanımlanmaktadır. Klinik olarak önemi ateroskleroz oluşumuna katkısında yatmaktadır. Lipid birikimi üzerine gelişen enflamasyon, fibrozis gibi faktörler; ateroskleroz temelinde iskemik serebrovasküler olay, koroner arter hastalığı ve periferik arter hastalığı gibi sık görülen morbidite nedenlerinin temelinde yer almaktadır. Aterosklerozun total kolesterol >= 200 mg/dL olması durumunda hiperkolesterolemi tanısı konulabilir. Ayrıca LDL >=130 mg/dL olması da klinik açıdan önemli bir belirteçtir. Kılavuzlarda ön planda etkin parametre olarak düşük yoğunluklu lipoprotein-kolesterol (LDL-K) değerleri yer almaktadır. Günümüz toplumlarında yaş, ırk, cinsiyet gibi faktörler hiperkolesterolemi gelişiminde rol oynar mı? Hiperkolesterolemiyi etkileyen 4 ana faktör bulunmaktadır. I. Yaş: Erkeklerde 20 yaşından itibaren 40 yaşına kadar kolesterol düzeyinde artış beklenirken kadınlarda menopoz öncesi dönemde daha düşük olan kolesterol değerleri, ileri yaşta menopozun etkisiyle artar. İşte bu faktörler ateroskleroz riskini belirlemede akılda tutulmalıdır. II. Irk: Kafkas ve Latin ırklarında yüksek kolesterol değerleri izlenirken, Asyalılarda ortama kolesterol değeri daha düşüktür. Afrika-Amerika toplumlarında LDL-K düzeyleri daha yüksek gözlenirken ilginç olarak yüksek yoğunluklu lipoprotein-kolesterol (HDL-K) düzeyleri de yüksek gözlenmektedir. III. Cinsiyet: Erkeklerde östrojen hormonunun koruyucu etkisi olmadığından erkeklerde dislipidemi daha genç yaşta izlenir. IV. Genetik yatkınlıktır.