Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

HİPERTROFİK GASTROPATİ YOKLUĞUNDA BİYOPSİ İLE KANITLANMIŞ FOVEOLAR HİPERPLAZİNİN KLİNİKOPATOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Ömer KÜÇÜKDEMİRCİ, Merve SOYLU, Ufuk AVCIOĞLU, Ahmet BEKTAŞ

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;52(1):1885379-1885379

Ondokuz Mayıs University, Faculty of Medicine, Samsun, Türkiye

 

Foveolar hiperplazi, gastrik biyopsilerde sık karşılaşılan bir histopatolojik bulgu olmasına rağmen, özellikle belirgin hipertrofik gastropati veya Ménétrier hastalığı yokluğunda klinik önemi net değildir. Bu retrospektif çalışmada, endoskopik olarak normal veya hafif ödemli korpus mukozasından alınan biyopsilerde saptanan foveolar hiperplazisi olan hastaların klinik, laboratuvar, histopatolojik ve radyolojik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlandı. 2022-2025 yılları arasında üst gastrointestinal endoskopi yapılan ve gastrik korpus biyopsisi alınan hastalar çalışmaya dahil edildi. Histolojik olarak foveolar hiperplazi saptanan hastalar, yaş ve cinsiyet açısından benzer foveolar hiperplazisi olmayan kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Klinik veriler, laboratuvar parametreleri, endoskopik bulgular ve bilgisayarlı tomografi sonuçları analiz edildi. Toplam 352 hasta çalışmaya alındı; bunların 178'inde foveolar hiperplazi mevcuttu. Foveolar hiperplazi grubunda trombosit sayısı anlamlı olarak daha yüksekken, hemoglobin, C-reaktif protein, ferritin ve albümin düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Helicobacter pylori pozitifliği ve bez atrofisi foveolar hiperplazisi olan hastalarda daha düşük orandaydı. Çok değişkenli analizde trombosit sayısı ve H. pylori negatifliği foveolar hiperplazi ile bağımsız olarak ilişkili bulundu; ancak tanısal performans sınırlıydı. Bu bulgular, foveolar hiperplazinin hipertrofik gastropati bulguları olmaksızın gastrik biyopsilerde tesadüfen saptanabilen, sistemik inflamasyon veya beslenme bozukluğu ile ilişkili olmayan benign bir değişiklik olabileceğini düşündürmektedir.