SABRİ ATALAY, HAZAL ALBAYRAK UÇAK, DENİZ GÖKENGİN, DENİZ AKYOL, GÜRSEL ERSAN, DİLARA İNAN, FİGEN SARIGÜL, HÜLYA ÖZKAN, UFUK SÖNMEZ, ARZU NAZLI, SELDA SAYIN KUTLU, DERYA ÇAĞLAYAN
Anatolian Journal of General Medical Research - 2022;32(3):342-350
Amaç: Ülkemizde teyit edilen yeni vakaların çoğunluğu kadınlarda üreme çağına denk gelen 20-35 yaş grubundaki gençlerden oluşmaktadır. Bu çalışma, hamilelik sırasında insan bağışıklık yetmezlik virüsü (HIV) teşhisi ve tedavisinin dikey geçiş ve doğum sonuçları üzerine etkisini değerlendirmeyi amaçladı. Yöntem: Çok merkezli tanımlayıcı çalışma plandı. Gebelik ve doğum sürecini, önleme ve tedavi uygulamalarını, emzirmeyi ve perinatal bulaşma oranını değerlendirdi. Bulgular: HIV ile yaşayan 55 gebenin sadece %58,2’si HIV durumunu biliyordu, %81,2’si antiretroviral tedavi kullanıyordu ve %46,2’si tedavi değişikliğine ihtiyaç duyuyordu. Lamivudin/zidovudin + lopinavir/ritonavir (%32,7) ve tenofovir/emtrisitabin + lopinavir/ritonavir (%24,5) en çok kullanılan iki rejimdi. Tedaviye gebelik döneminde başlayan kadınlarda ortalama tedavi süresi 19,5±7,9 hafta idi. Doğumda viral baskılanma, gebelik öncesi ve gebelik sırasında tedaviye başlayan kadınlarda benzerdi (p=0,659). Ayrıca, kadınların %89,1’i saptanamayan HIV RNA durumuna sahipti (<50 kopya/mL); ancak %2’sinde doğumda >400 kopya/mL ve üç yenidoğanda (%5,5) HIV enfeksiyonu vardı. Yenidoğanların hiçbirinde konjenital anomali yoktu. Sonuç: Çalışma bulgularımız, rutin gebelik takiplerinde HIV durumunun ele alınmasının ve gebeliğin erken döneminde veya erken dönemden itibaren etkin tedavinin sağlanmasının vertikal bulaştan korunmada önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.