Yiğit Mert BAYRAK, Süleyman TUNÇ, Yağmur ARSLAN, Gazi GÜNER
Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi - 2026;26(2):91-97
Amaç: HPV'den bağımsız gastrik tip endoservikal adenokarsinomun (GEA) multimodal tedavisi sonrasında nüksü taklit eden yalancı pozitif vajen kafı pozitron emisyon tomografi/bilgisayarlı tomografi (PET/BT) bulgusunu sunmak ve görüntüleme ile histopatolojik bulgular arasındaki uyumsuzluğun değerlendirilmesini tartışmaktır. Yöntem: Üçüncü basamak bir jinekolojik onkoloji kliniğinde izlenen hastanın klinik kayıtları, ameliyat notları, histopatoloji ve görüntüleme raporları incelenerek olgu sunumu hazırlandı. Tedavi kararları multidisipliner tümör konseyinde alındı ve anonim yayın için hastadan yazılı bilgilendirilmiş onam alındı. Bulgular: ASC-H sitolojisi ve yüksek riskli HPV pozitifliği bulunan 55 yaşındaki hastanın LEEP materyalinde HPV'den bağımsız, gastrik tip lehine endoservikal adenokarsinom saptandı. Radikal histerektomi ve cerrahi evreleme sonrasında kesin patolojide 2,3 cm GEA, 10 mm kalınlığındaki serviks duvarında 9 mm stromal invazyon, lenfovasküler alan invazyonu ve korpus uzanımı izlendi. Parametriyumlar, cerrahi sınırlar ve lenf nodları negatifti; evre pT1b2 pN0, FIGO 2018 IB2 olarak belirlendi. Adjuvan kemoradyoterapi ve vajinal brakiterapi tamamlandı. İzlemde üç ayrı seansta alınan vajen kafı biyopsileri benign tedavi sonrası değişiklikler gösterdi; pelvik manyetik rezonans görüntülemede nüks lehine lezyon saptanmadı. Radikal cerrahiden yaklaşık 15 ay sonra yapılan PET/BT'de sağ vajen kafının hemen inferiorunda yeni fokal FDG tutulumu izlendi (SUVmax 5,8). Önceki biyopsilerin bu PET/BT incelemesinden önce alınmış olması ve devam eden klinik şüphe nedeniyle multidisipliner değerlendirme sonrası laparoskopik vajinektomi uygulandı. Eksizyon materyalinde aktif kronik inflamasyon, kanama odakları ve fibrolipomatöz doku izlendi; rezidü veya nüks karsinom saptanmadı. Sonuç: Multimodal tedavi sonrası izole vajen kafı FDG tutulumu tek başına nüks tanısı koydurmaz. Radikal kurtarma tedavisi veya nükse yönelik sistemik tedavi öncesinde, mümkün olduğunda histopatolojik doğrulama sağlanmalıdır. Bulgular uyumsuz olduğunda ileri örnekleme veya eksizyon kararı multidisipliner değerlendirmeyle bireyselleştirilmelidir.