Aysegul ERINC, Ali KIRAC, Sule GUL, Erdogan CETINKAYA
Osmangazi Tıp Dergisi - 2026;48(4):740-748
İdiopatik pulmoner fibrozis (İPF), ilerleyici seyirli ve yüksek mortalite ile karakterize bir interstisyel akciğer hastalığıdır. Antifibrotik tedavilerin kullanılmasına rağmen hastalığın gidişatı öngörülemez olup, güvenilir prognostik biyobelirteçlere ihtiyaç devam etmektedir. Sistemik inflamasyon temelli biyobelirteçler C-reaktif protein / albümin oranı, sistemik immün-inflamasyon indeksi, sistemik inflamasyon yanıt indeksi, sistemik inflamasyon agregat indeksi (CAR, Sİİ, SİYİ, SİAİ) çeşitli kronik hastalıklarda prognostik değer göstermiş olsa da antifibrotik tedavi altındaki İPF hastalarında kanıtlar sınırlıdır. Bu retrospektif, tek merkezli kohort çalışmasına 2015-2025 yılları arasında antifibrotik tedavi alan, tanısı uluslararası kriterlere göre doğrulanmış 108 İPF hastası dahil edildi. Demografik veriler, komorbiditeler, solunum fonksiyon testleri, laboratuvar ölçümleri ve tedavi detayları elektronik kayıtlardan elde edildi. CAR, Sİİ, SİYİ ve SİAİ standart formüllerle hesaplandı. Üç yıllık mortalite için univaryant ve multivaryant Cox regresyon analizleri gerçekleştirildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 66.09 +/- 8.26 yıl olup 24.1%'i kadındı. Bazal inflamasyon belirteçleri ve sistemik inflamasyon skorları sağ kalanlar ile yaşamını kaybedenler arasında anlamlı farklılık göstermedi. Univaryant analizde eks-sigara içiciliği, paket-yıl ve KOAH varlığı mortalite ile ilişkili bulundu. Pirfenidon kullanımının koruyucu etkisi gözlense de multivaryant analizde anlamlılık kayboldu. Multivaryant modelde yalnızca prokalsitonin, mortalitenin bağımsız belirleyicisi olarak saptandı (HR = 0.094; p = 0.03). Antifibrotik tedavi alan İPF hastalarında CAR, Sİİ, SİYİ ve SİAİ gibi yaygın inflamasyon temelli biyobelirteçlerin uzun dönem mortaliteyi öngörmede sınırlı yarar sağladığı gösterilmiştir. Prokalsitonin ise bağımsız bir prognostik belirteç olarak öne çıkmıştır. Bulgular, tedavi altındaki İPF hastalarında daha spesifik biyobelirteçlere ihtiyaç olduğunu göstermektedir.