İDİYOPATİK İNTRAKRANİYAL HİPERTANSİYONDA NÖRO-GÖRÜNTÜLEMENİN TANIYA KATKISI

BEDİA SAMANCI, ERDİ ŞAHİN, YAVUZ SAMANCI, ESME EKİZOĞLU, NİLÜFER YEŞİLOT, OĞUZHAN ÇOBAN, BETÜL BAYKAN

Turkish Journal of Neurology - 2019;25(2):58-62

Istanbul University Istanbul Faculty of Medicine, Department of Neurology, Istanbul, Turkey

 

Amaç: Tanısında zorluklar yaşanabilen papilödemsiz idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon (İİH) olgularının varlığı, yeni tanı ölçütlerinde kafa içi basınç artışına işaret eden nöro-radyolojik özelliklerin eklenmesine neden olmuştur. Bu çalışmada kesin İİH tanısı konmuş hastaların nöro-görüntüleme bulgularının araştırmacılar arasındaki tutarlılığının ve tanıya olan olası katkısının incelenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Kesin İİH tanısıyla takipli, kraniyal manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve MR-venografi (MRV) incelemelerinin her ikisine ulaşılabilen ardışık 41 hasta çalışmaya dahil edildi. Görüntülemeler boş sella, glob posteriorunda düzleşme, optik sinir kıvrımlanması, transvers sinüs stenozu/hipoplazisi ve ek olarak non-spesifik ak madde lezyonları yönünden, olguların klinik verilerine kör, alanında tecrübeli iki ayrı nörolog tarafından standart bir formla incelendi. Sonuçlar araştırmacılar arası uyum bakımından kappa (κ) analizi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların (38 kadın, 3 erkek) ortalama vücut kitle indeksi 29, 2±5, 48; beyin omurilik sıvısı açılış basıncı 371±149, 4 mmH2O idi. Altı hastada papilödem saptanmadı. MRG ve MRV incelemeleri tanıyı destekleyen ek bir bulgu olup olmamasına göre değerlendirildiğinde, araştırmacılar arasında MRG açısından zayıf (κ=0, 333, p=0, 021), MRV açısından iyi düzeyde (κ=0, 735, p<0, 0001) uyum olduğu görüldü. Alt başlıklar değerlendirildiğinde boş sella, optik sinir kıvrımlanması ve non-spesifik ak madde lezyonları yönünden orta (sırasıyla κ=0, 417, p=0, 001; κ=0, 523, p=0, 001; κ=0, 443, p=0, 002), glob posteriorunda düzleşme ve transvers sinüs stenozu yönünden zayıf (sırasıyla κ=0, 291, p=0, 06; κ=0, 389 p=0, 006), transvers sinüs hipoplazisi yönünden ise iyi düzeyde (κ=0, 801, p<0, 001) uyum mevcuttu. Sonuç: Çalışmamızda, yeni Friedman tanı kriterlerinde özellikle papilödemsiz hastalar için tanımlanmış olan ek nöro-radyolojik bulguların, iki deneyimli nörolog arasında bile zaman zaman zayıf-orta uyum gösterdiği görülmüştür. İİH hastasını değerlendirirken sadece kitle lezyonlarını dışlamakla yetinmeyip nöro-radyolojik görüntülemelerin yeni ölçütler yönünden dikkatle incelenmesinin ve klinik bulguların mutlaka göz önünde bulundurulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.