CANAN AKÜNAL TÜREL, MURAT ARICAN
Northwestern Medical Journal - 2023;3(1):56-61
Parkinson hastalığı (PD), tremor, rijidite, bradikinezi ve postural instabilite ile karakterize ikinci en yaygın nörodejeneratif ve ilerleyici nörolojik hastalıktır. PD patofizyolojisindeki değişiklikler, en belirgin olarak substantia nigradaki melanin içeren dopaminerjik hücrelerde gözlenir. Bu bölgede nöron kaybı ve gliozis görülürken, sağlam kalan nöronlar Lewy cisimcikleri adı verilen sitoplazmik inklüzyonlar içerebilir. İleri PD’de cihaz destekli tedaviler arasında hasta memnuniyeti en yüksek uygulama yöntemi olan Derin Beyin Stimulasyonu’dur (DBS). Hastalığın ilerlediği, ilaç tedavisinin önceki kadar yanıt vermediği, donma ve on-off diskinezilerinin başladığı durumlarda DBS tedavi yöntemi ile nöromodülasyon, sıklıkla tercih edilmektedir. Subtalamik çekirdek (STN) DBS, bunlar arasında en çok tercih edilen yöntemdir. DBS tedavisi sadece motor semptomlara değil aynı zamanda non-motor semptomlara da fayda sağlamaktadır. DBS’nin başarısı, levodopaya yeterli yanıt, uygun hasta seçimi, hedef bölgenin başarılı nöroanatomik ve radyolojik lokalizasyonu ve hareket hastalıkları konusunda deneyimli bir ekibe dayanmaktadır. Etkinliği çeşitli çalışmalarla kanıtlanmış olan derin beyin stimülasyonunun etki mekanizmasını anlamak için birçok çalışma yapılmaktadır. Elektrotların sağladığı uyarma ve baskılayıcı etkiler, karmaşık bir nöronal ağ ile işlenerek klinik sonuçlar elde edilir. Bu yazıda Parkinson hastalığında derin beyin stimülasyonu, tedavi başarısında püf noktalar, uygun hasta seçimi ve DBS’in etki mekanizmaları incelenecektir.