Mehmet Akif GÜN, Önder H ANCI
ANKEM Dergisi - 2025;39(3):128-134
Enfeksiyon hastalıklarında tedavi için rasyonel antibiyotik seçimi, antimikrobiyal direncin önlenmesinde önemli bir basamaktır. Bu çalışmada idrar kültürü yapılamayan bir ilçe merkezi hastanesinde idrar yolu enfeksiyonları (İYE) için ampirik antibiyotik reçeteleme uygulamaları değerlendirilmiş ve klinik kılavuzlara uyum düzeyi ve hasta demografisine göre farklılıklar incelenmiştir. T.C. Sağlık Bakanlığı 19 Mayıs İlçe Devlet Hastanesi'nde 01.08.2022 -30.10.2022 tarihleri arasında İYE tanısı alan 370 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Dâhil edilme kriterleri olarak ICD-10 kodları ile doğrulanmış İYE tanısı ve antibiyotik reçetesi bulunması belirlendi. Tekrarlayan İYE öyküsü olan , klinik olarak piyelonefrit düşünülen hastalar veya başka bir enfeksiyon nedeniyle antibiyotik kullanan hastalar dışlandı. Veriler hasta kayıt sisteminden elde edildi. Analizler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 25.0 programı ile yapıldı. Kategorik değişkenler için ki -kare testi, yaş gruplarına göre antibiyotik seçimi için lojistik regresyon analizi uygulandı. Florokinolonlar (örn. siprofloksasin) ve üçüncü nesil sefalosporinler (sefiksim, sefpodoksim, sefdinir ve parenteral uygulanan seftriakson) geniş spektrumlu antibiyotikler olarak sınıflandırıldı Hastaların %88 .9'u kadın, %11 .1'i erkekti. Ortalama yaş 46 .0+/-22 .9 idi. Pediatrik grup 50 hasta (%13.5), erişkin grup 320 hasta (%86.5) idi. Başvurular en sık acil servisten (%39 .2) yapıldı. En sık reçete edilen antibiyotik fosfomisin (%62 .5) idi; bunu nitrofurantoin (%29 .6) ve siprofloksasin (%26 .6) izledi. Pediatrik hastalar da amoksisilin -klavulanat (%33 .3) ve sefuroksim aksetil (%33 .3) öne çıktı. Erişkinlerde fosfomisin (%62 .5) ve siprofloksasin (%26 .6) baskındı. Yaşlı hastalarda (>=65 yaş) geniş spektrumlu antibiyotik kullanımının artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0 .05). Lojistik regresyon analizinde yaşlı olmak (OR: 2 .1; %95 CI: 1 .2-3.8) geniş spektrumlu antibiyotik reçetelenmesi ile bağımsız ilişkiliydi. Sonuç olarak f osfomisin ve nitrofurantoinin ampirik tedavide öncelikli olarak tercih edilmesi uluslararası k ılavuzlarla uyumlu bulunmuştur. Bununla birlikte siprofloksasin kullanımının halen yüksek olması ve yaşlı hastalarda geniş spektrumlu antibiyotiklere yönelimin belirginleşmesi, akılcı antibiyotik kullanımının sağlanmasında önemli sınırlılıklar oluşturmakta dır. Çalışma, küçük merkezlerde laboratuvar altyapısının güçlendirilerek kültür -antibiyogram sonuçlarının klinik karar süreçlerine entegrasyonunun sağlanması gereğini, antimikrobiyal direnç sürveyansının düzenli uygulanmasının zorunluluğunu ve hekimlere yö nelik sürekli eğitimin önemini ortaya koymaktadır.