İKİLİ HEDEFLEME STRATEJİSİ: KOLŞİSİN VE PAKLİTAKSELİN PROSTAT KANSERİ HÜCRELERİ ÜZERİNDEKİ KOMBİNE ETKİLERİ

Ceren SUMER, Ceren SARI, Mertkaya ARAS, Duygu Deniz USTA

Medeniyet Medical Journal - 2026;41(2):134-141

Health Institutes of Türkiye, Türkiye Cancer Institute, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Prostat kanseri, erkeklerde en yaygın görünen malignitedir. Terapötik ilerlemelere rağmen, ilaç direnci önemli bir sorun olmaya devam etmekte ve birçok hastada kastrasyona dirençli prostat kanseri gelişmesine yol açmaktadır. Bu çalışma, mikrotübül hedefleyici ajanlar olan kolşisin ve paklitakselin DU145 prostat kanseri hücreleri üzerindeki kombine etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Yöntemler: Kolşisin ve paklitakselin IC50, IC30 ve IC10 değerlerinin belirlemek için farklı doz aralıklarında hücre canlılığı değerlendirilmiştir. Sonraki deneyler için ilaçların ve kombinasyonlarının IC10 ve IC30 dozları seçilmiştir. Tedavilerin etkileri, MTT analizi, koloni oluşum deneyi, in vitro çizik deneyi ve akridin oranj/etidyum bromür boyama yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Kolşisin ve paklitaksel, DU145 hücrelerinde doza ve zamana bağlı sitotoksisite göstermiştir. Özellikle IC10 tekli terapiler düşük etki gösterirken, ilaçların kombinasyonu hücre canlılığı inhibisyonu üzerinde %14,8'lik bir EOB skoru ile anlamlı sinerji sergilemiş; koloni oluşumunu ve hücre hareketliliğini inhibe etmiştir (p<0.0001). IC30 dozunda, kombine tedavi koloni oluşumunu neredeyse tamamen engellemiş ve apoptotik/nekrotik morfolojiyi önemli ölçüde artırmıştır. Bu bulgular, alt-terapötik dozların kombine halde kullanılmasının, monoterapilerin yetersiz kaldığı durumlarda hücre canlılığını, uzun süreli proliferasyonu ve hücre hareketliliğini etkili bir şekilde inhibe ettiğini ortaya koydu. Sonuçlar : Bu sonuçlar, kolşisin ve paklitaksel kombinasyonunun, özellikle düşük dozlarda (IC10) güçlü sinerjik etkiler sergileyerek DU145 prostat kanseri hücresi ilerlemesini etkili bir şekilde baskıladığı kanıtlamıştır. Bu ikili mikrotübül hedefli yaklaşım, hücre hareketliliğini ve klonojenik sağkalımı önemli ölçüde inhibe ederken apoptoz/nekrozu artırarak monoterapinin kısıtlamalarının üstesinden gelebilir. Sonuçlarımız, düşük doz kombinasyon stratejilerinin, ileri evre prostat kanseri yönetiminde sistemik toksisiteyi en aza indirirken yüksek terapötik etkinlik sağlayabileceğini düşündürmektedir.