MURAT LEVENT DERELİ, BUGRA SAHİN, ÖZGÜR KARTAL, PİNAR YİLDİZ
Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2025;36(1):83-89
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmanın amacı, tubal sterilizasyon öyküsü olup tekrar çocuk sahibi olmak isteyen ve bunun için tubal anastomoz (TA) cerrahisini tercih eden hastaların özelliklerini, yönetim ve tedavi seçeneklerini tanımlamak, tedavi seçiminde etkili faktörleri irdelemek ve cerrahi tekni-ğimizi tanımlayarak, sonuçlarmızı gözden geçirmekti. YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2020 ile Ocak 2021 tarihleri arasında, hasta yoğunluğunun fazla olduğu ikinci basamak olarak çalışan bir devlet hastanesinde mini lapatoromi yöntemiyle TA cerrahisi yapılan tüm kadınlar geriye yönelik olarak incelendi. Cerrahi teknik tanımlandıktan sonra katılımcıların demografik özellikleri, tıbbi özellikleri, gebelik oranları ve sonuçları da dahil olmak üzere ameliyat öncesi ve sonrası özellikleri retrospektif olarak analiz edildi. BULGULAR: Verileri eksik olan beş hasta, myomektomi ve endometriozis cerrahisinin birlikte uygulandığı iki hasta ve katılmayı reddeden bir hasta dışlandıktan sonra, 13 katılımcı çalışmaya dahil edildi. Tubal anastomoz sonrası süreçte katılımcılardan 11’inde gebelik elde edilebilir-ken, genel gebelik ve canlı doğum oranları sırasıyla %84.6 ve %53.8 olarak bulundu. Kırk yaş ve üzerindeki hiçbir kadında canlı doğum elde edilemedi. TARTIŞMA ve SONUÇ: Ülkemizdeki boşanma oranlarının ve buna bağlı olarak da yeniden evliliklerin artışına paralel olarak, tubal sterilizasyon yaptırmış olup sonra yeniden çocuk sahibi olmak isteyen kadınların sayısı giderek artmaktadır. Tubal anastomoz bazı cerrahi ve anesteziyolojik riskler taşıdığından, özellikle 40 yaşın üzerindeki hasta grubu için in vitro fertilizasyon (İVF) bir seçenek olarak düşünülmelidir. Bununla birlikte, yar-dımcı üreme tekniklerinde önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde bile TA, tüp ligasyonu sonrası doğurganlığın geri kazanılmasında tatmin edici sonuçlarla hala önemli bir rol oynamaktadır. Mini-laparotomi yoluyla salin pertubasyonlu tubal anastomoz, bu tür hastalar için, özellikle de birden fazla gebelik planlayan, bazı inançlar nedeniyle İVF’yi istemeyen ve sınırlı mali kaynaklara sahip çiftler için güvenli, ucuz ve etkin bir seçenektir.