Arda BAĞCAZ, Esra EMEKLİ, Orhan Murat KOÇAK
Journal of Cognitive-Behavioral Psychotherapy and Research - 2026;15(3):156-171
İkincil kazanç (İK), geleneksel olarak özellikle konversiyon belirtileri ve somatik yakınmalar bağlamında, psikodinamik ve psikosomatik kuramlar çerçevesinde ele alındı. Klinik açıdan önem taşımasına rağmen, İK bugüne kadar sistematik biçimde yapılandırılmış ve ölçülebilir boyutsal bir kavramsal çerçeve içinde ele alınmamıştır. Bu çalışma, psikiyatrik bozukluklarda İK ile ilişkili pekiştirme süreçlerini değerlendirmeye yönelik keşifsel nitelikte bir boyutsal çerçeve geliştirmeyi ve ön değerlendirmesini yapmayı, ayrıca bu süreçlerin semptom şiddeti, somatosensöriyel amplifikasyon, hastalık atıfları ve algılanan kişiler arası atıf uyumsuzluğu ile ilişkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bedensel belirti bozukluğu (BBB), fonksiyonel nörolojik belirti bozukluğu (FNB), panik bozukluğu (PB) veya majör depresif bozukluk (MDB) tanısı almış toplam 60 hasta, literatür taraması ve uzmanların klinik görüş birliği doğrultusunda geliştirilen keşifsel bir İK değerlendirme anketi ile değerlendirildi. Ölçek; deneyimlenen hastalıkla ilişkili pekiştirme yaşantılarını, hastalıkla ilişkili rahatlama beklentilerini ve hastalar ile yakınları arasında hastalığa dair atıflar arasında algılanan uyumsuzluğu değerlendirmektedir. Katılımcılar ayrıca somatosensöriyel amplifikasyon ölçeği, hastane anksiyete ve depresyon ölçeği ve hastalık algısı ölçeğini doldurdu. Ölçek, kavramsal olarak türetilmiş alt boyutlar arasında kabul edilebilir düzeyde iç tutarlılık gösterdi. Deneyimlenen hastalık ilişkili pekiştirme yaşantılarının sayısı tanı grupları arasında farklılık gösterdi; bu sayı FNB grubunda daha yüksek, MDB grubunda ise daha düşük bulundu (chi²=8.795, p=0,032). Buna karşın, toplam İK puanları tanılar arasında görece benzer dağılımlar göstermiştir (chi²=2.316, p=0,509). Algılanan atıf uyumsuzluğu BBB grubunda daha yüksek (chi²=15.709, p=0,001), PB grubunda ise daha düşük bulundu (chi²=16.810, p=0,001). İK ile ilişkili değişkenler; anksiyete belirtileri, somatosensöriyel amplifikasyon ve hastalığın psikolojik olduğuna dair atıflarla ilişkili bulundu; bu sonuçlar ölçeğin yapı geçerliliği açısından ön bulgular sağladı. Bulgular, İK ile ilişkili pekiştirme süreçlerinin psikiyatrik bozukluklarda boyutsal bir yapı içinde kavramsallaştırılıp değerlendirilebileceğine ilişkin ön düzeyde kanıt sunmaktadır. İK ile ilişkili süreçler, tanıya özgü olmaktan ziyade, daha geniş kişiler arası ve bağlamsal pekiştirme mekanizmalarını yansıtıyor olabilir. Bu çerçevenin psikometrik geçerliliğini ve tanılar üstü önemini ortaya koyabilmek için daha geniş örneklemli ve uzunlamasına çalışmalara ihtiyaç vardır.