İLK ATAK PRİMER SPONTAN PNÖMOTORAKSTA TÜP TORAKOSTOMİ SONRASI ERKEN TEDAVİ BAŞARISIZLIĞININ KLİNİK BELİRLEYİCİLERİ

Tuba ŞAHİNOĞLU, Dursun ÖZ, Kübra ALTINTAŞ, Atilla CAN, Hüseyin YILDIRAN

Journal of Medical Topics and Updates - 2026;5(2):20-25

Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, Konya, Türkiye

 

Amaç: İlk atak primer spontan pnömotorakslı (PSP) hastalarda tüp torakostomi sonrası gelişen erken tedavi başarısızlığı önemli bir klinik sorundur. Erken tedavi başarısızlığı açısından yüksek riskli hastaların belirlenmesi, klinik karar verme sürecini kolaylaştırabilir ve tedavi yönetimini optimize edebilir. Bu çalışmanın amacı, ilk atak PSP hastalarında tüp torakostomi sonrası gelişen erken tedavi başarısızlığının klinik belirleyicilerini belirlemek ve bunun kısa dönem klinik sonuçlarla ilişkisini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Bu retrospektif tek merkezli çalışmaya, Ocak 2014-Ocak 2026 tarihleri arasında ilk atak PSP nedeniyle tüp torakostomi uygulanan 80 hasta dahil edildi. Erken tedavi başarısızlığı, toraks tüpünün uygun pozisyonda ve çalışır durumda olmasına rağmen, tüp torakostomiden 48 saat sonra hava kaçağının devam etmesi olarak tanımlandı. Demografik, laboratuvar ve radyolojik değişkenler tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri ile değerlendirildi. Sürekli değişkenler için ROC analizi yapıldı. Bulgular: Erken tedavi başarısızlığı 39 hastada (%48,8) görüldü. Tek değişkenli analizde bleb ve/veya bül varlığı (OR: 4,455; %95 GA: 1,530-12,969; p=0,006) ile ilk gün akciğer grafisinde rezidü pnömotoraks bulunması (OR: 2,875; %95 GA: 1,148-7,200; p=0,024) erken tedavi başarısızlığı ile anlamlı ilişkili bulundu. Çok değişkenli analizde ise yalnızca nötrofil/lenfosit oranı bağımsız belirleyici olarak saptandı (OR: 2,201; %95 GA: 1,088-4,452; p=0,028). Erken tedavi başarısızlığı; uzamış hava kaçağı, VATS gereksinimi, tüp torakostomi süresinin uzaması ve hastanede yatış süresinin artması ile ilişkili bulundu (tümü p<0,001). Sonuç: İlk atak PSP hastalarında erken tedavi başarısızlığı, kısa dönemde daha olumsuz klinik sonuçlarla ilişkilidir. Nötrofil/lenfosit oranı erken tedavi başarısızlığı ile bağımsız olarak ilişkili bulunmasına rağmen, tek başına kullanılabilecek yeterli ayırt edici performansa sahip değildir.