RECEP TAHA AĞAOĞLU, AZİZ KINDAN, KUBİLAY ÇANGA, AHMET ARİF FİLİZ, DİCLE MUTEL GÜRER, EYÜP GÖKHAN TURMUŞ, ZEYNEP ŞEYHANLI, GÜLCAN KOCAOĞLU HEKİMOĞLU, ZEHRA VURAL YILMAZ
Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2025;39(2):134-139
Amaç: Preterm doğum (PD), neonatal morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenlerinden biridir. Günümüzde, PD’u erken dönemde öngörebilecek güvenilir biyobelirteçler sınırlıdır. Bu çalışmada, ilk trimesterde değerlendirilen Hemoglobin, Albumin, Lenfosit ve Trombosit (HALP) skoru ile Prognostik Nutrisyonel İndeks (PNI) skorunun preterm doğum öngörüsündeki etkinliğini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif vaka kontrol çalışması, Ekim 2023–Ekim 2024 tarihleri arasında üçüncü basamak bir sağlık kuruluşunda gerçekleştirildi. Çalışmaya, 8-14. gebelik haftaları arasında tam kan sayımı ve serum albümin testi sonuçları bulunan, tekil gebeliğe sahip preterm doğum yapan hasta ile sağlıklı kontroller dahil edildi. Gruplar anne yaşı, gebelik sayısı ve doğum sayısı açısından 1:1 oranında eşleştirildi. HALP ve PNI skorları hesaplandı ve gruplar arasında karşılaştırıldı. Ayrıca bu skorların preterm doğum öngörüsündeki etkinlikleri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada 60 preterm doğum yapan, 60 sağlıklı gebe olmak üzere toplam 120 katılımcının verileri analiz edildi. Preterm doğum grubunda lenfosit sayısı ve albumin seviyeleri anlamlı şekilde daha düşük, trombosit seviyeleri ise daha yüksek bulundu (p<0.001). HALP ve PNI skorları preterm doğum grubunda kontrol grubuna göre anlamlı şekilde daha düşük olup, eğri altında kalan alan (EAA) değerleri sırasıyla 0.786 ve 0.761 idi. Sonuç: Bu çalışma, ilk trimesterde değerlendirilen HALP ve PNI skorlarının preterm doğumu öngörmede güçlü biyobelirteçler olabileceğini göstermektedir. Özellikle HALP skoru, preterm doğum öngörüsünde en yüksek özgüllüğe sahip parametre olarak dikkat çekmektedir. Sonuç: erken gebelik döneminde preterm doğum riski taşıyan hastaların belirlenmesine yönelik non-invaziv, düşük maliyetli ve kolay erişilebilir biyobelirteçlerin klinik kullanıma kazandırılmasına katkı sağlayabilir. Ancak, bu sonuçların doğrulanması için prospektif ve geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç vardır.