SERAP ŞİMŞEK-YAVUZ, AHMET RÜÇHAN AKAR, SİNAN AYDOĞDU, DENEF BERZEG DENİZ, HAKAN DEMİR, TUNCAY HAZIROLAN, MEHMET ALİ OZATİK, NECLA ÖZER, MURAT SARGIN, NURSEN TOPÇUOĞLU, NESRİN TURHAN, MEHMET BİRHAN YILMAZ, ÖZLEM AZAP, SENİHA BAŞARAN, YASEMİN ÇAĞ, ARİF ATAHAN ÇAĞATAY, GÜLE ÇINAR AYDIN, SİBEL DOĞAN KAYA, LOKMAN HIZMALI, MEHMET EMİRHAN IŞIK
Archives of the Turkish Society of Cardiology - 2020;48(2):187-226
İnfektif endokardit (İE) nadir görülmesine karşın, yol açtığı morbiditeler ve yüksek mortalite hızı nedeniyle halen önemini koruyan bir infeksiyon hastalığıdır. Türkiye’de İE’nin bildirimi zorunlu bir hastalık olmamasına ve yapılmış bir insidans çalışması bulunmamasına karşın, gerek İE yatkınlığını artıran durumların, gerekse riskli hastalarda İE ile sonuçlanabilen nozokomiyal bakteriyemi oranlarının daha fazla olması nedeniyle, ülkemizdeki İE insidansının daha yüksek olması beklenir. Gelişmiş ülkelerde genellikle yaşlı insanları etkileyen İE, ülkemizde halen genç insanları etkileyebilmektedir. Bu hastalığın mortalite ve morbiditesinin azaltılması için, hızlıca tanınması ve etkeninin belirlenerek, etkene yönelik tedavisinin yapılması kritik öneme sahiptir. Ancak hastaların çoğuna ilk başvurularında tanı konulamamakta, yaklaşık yarısında tanı 3 aydan sonra konulabilmekte ve hastalık sıklıkla gözden kaçmaktadır. İE tanısı konulmuş hastalarda, bu infeksiyona neden olan mikroorganizmaların belirlenme oranı gelişmiş ülkelere göre Türkiye’de çok daha düşüktür. İE’li hastaların tanısının konulmasında kullanılabilecek bazı önemli mikrobiyolojik testler bu hastaları izleyen merkezlerin çoğunda yapılamamaktadır. Tedavide ilk seçenek olarak önerilen, başta antistafilokoksik penisilinler olmak üzere önemli bazı antimikrobik ajanlar ülkemizde piyasada yoktur. Bu sorunlar, ülkemizde hem İE’nin epidemiyolojik, laboratuvar ve klinik özelliklerini, hem de tanısı, tedavisi ve önlenmesiyle ilgili güncel bilgileri, yerel verileri de içerecek şekilde gözden geçirmeyi zorunlu kılmaktadır. İE’li hastalar birçok uzmanlık dalından hekim tarafından izlenebilir. Birçok daldan hekimin rol aldığı İE’li hastaların yönetiminin daima güncel önerilere uygun olarak yapılabilmesi için, İE’nin tanı ve tedavi süreçlerinin her aşamada standardize edilmesi gerekir. Bu bakış açısıyla, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği İnfektif Endokardit ve Diğer Kardiyovasküler İnfeksiyonlar Çalışma Grubu, ülkemizde güncel bilgilerin ve yerel verilerin ışığında İE’nin tanısı, tedavisi ve önlenmesine yönelik bir uzlaşı raporu oluşturabilmek amacıyla ilgili ulusal uzmanlık kuruluşlarına bir işbirliği çağrısında bulunmuştur.