Faruk SÜZER GÖZ, Yusuf VARIŞ, Nilgün OKŞAK, Mustafa Ünal BOYRAZ, Bestoon SHEKHANY, Veli KASIM
Ahi Evran Tıp Dergisi - 2026;10(1):79-87
Amaç: Kanser tedavisinde kemoterapatiklere bağlı yan etkilerin ortaya çıkması, ilaç direnci gelişimi en önemli sorunların başında gelmektedir. Bu güçlüklerin üstesinden gelebilmek için yeni antikanser ajanları araştırmalarına olan ihtiyaç artmaktadır. Son yıllarda Schiff bazlarının antikanser aktiviteye sahip olduğuna dair veriler dikkat çekmektedir. Bu bileşiklerin kanser hücrelerinde apoptozu indükleyerek hücre ölümüne yol açtığı ve DNA ve RNA sentezini durdurarak hücre çoğalmasını engellediği bildirilmektedir. Çalışmada, florlu Schiff bazları ile bunların bakır ve paladyum komplekslerinin insan kronik myeloid lösemi hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri araştırılmıştır. Araçlar ve Yöntem: K562 lösemi hücrelerinde florlu Schiff bazlarından o-florofenil-3,5-di-tert-butilsalisilaldimin [o-FPh-3,5-DTBS] ve p-florofenil-3,5-di-tert-butilsalisilaldimin [p-FPh-3,5-DTBS]) bileşiği ve bu bileşiklerin bakır ile paladyum komplekslerinin sitotoksik etkileri kolorimetrik olarak MTT yöntemiyle belirlendi. Bu amaçla sentezlenen altı bileşiğin 1-1000 muM aralığındaki logaritmik dozları kullanıldı. K562 hücrelerinin bileşiklerle 72 saat inkübasyonu- ndan sonra elde edilen optik dansite (OD) verilerinden yararlanılarak her bileşiğe ait IC50 değeri hesaplandı. Bulgular: K562 hücrelerde o-FPh-3,5-DTBS bileşiğinin, p-FPh-3,5-DTBS bileşiğine kıyasla daha yüksek sitotoksik etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu bileşiklerin bakır kompleksleri, paladyum komplekslerine göre daha güçlü sitotoksik etki göstermiştir. Sonuç: Sitotoksik etkiye sahip bu bileşikler ile yapılacak ileri düzeydeki çalışmaların faydalı olacağını düşünmektedir.