Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

İNSAN PAPILLOMA VİRÜS POZİTİFLİĞİ VE GENOTİPİNİN CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU VE PSİKOSEKSÜEL STRES ÜZERİNE ETKİSİ

Ceyda Karadağ, Saniye Merve Gül Kara, Gazi Güner, Emrah Dağdeviren, Ali Pota, Ergün Tercan, Mehmet Murat İnal

Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology - 2025;22(4):287-291

University of Health Sciences Türkiye, Antalya City Hospital, Clinic of Gynecologic Oncology, Antalya, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışma, serviks kanseri tarama programına katılan kadınlarda insan papilloma virüsü (HPV) pozitifliği, genotipi ve kadın cinsel işlev bozukluğu özellikle anorgazmi ve psikoseksüel stres arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladı. Ayrıca HPV enfeksiyonu veya genotipinin, sosyodemografik ve üreme faktörlerinden bağımsız olarak cinsel işlev bozukluğuna katkıda bulunup bulunmadığı incelendi. Gereç ve Yöntemler: Bu prospektif, kesitsel çalışma, Mayıs-Eylül 2025 tarihleri arasında Antalya Şehir Hastanesi'nde HPV testi yapılan, 25-65 yaş arası 1.353 cinsel olarak aktif kadını içermektedir. Katılımcılar, Kadın Cinsel İşlev İndeksi, Arizona Cinsel Deneyimler Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete Envanteri gibi doğrulanmış anketleri doldurmuştur. Sosyodemografik, üreme ve klinik özellikler kaydedilmiş, HPV genotiplemesi ise polimeraz zincir reaksiyonu temelli testlerle yapılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %31,5'inde (n=427) anorgazmi tespit edilmiştir. Anorgazmi, çalışmayan kadınlarda anlamlı derecede daha yaygındır (%84,1'e karşı %71,6; risk oranı =2,09, %95 güven aralığı: 1,56-2,82; p=0,0001). Daha yüksek gebelik sayısı, doğum sayısı, yaşayan çocuk sayısı ve artmış vajinal pH değerleri anorgazmi ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur (p<0,05). HPV pozitifliği veya genotipi ile anorgazmi arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Anorgazmi, HPV enfeksiyonu veya genotipinden ziyade sosyodemografik ve üreme faktörleri özellikle meslek, eğitim düzeyi, doğurganlık ve vajinal ortam ile ilişkilidir. Bu bulgular, kadın cinsel sağlığının değerlendirilmesi ve yönetiminde biyopsikososyal ve kültürel açıdan duyarlı yaklaşımların önemini vurgulamaktadır.