Gamze VURAN, Murat Muhtar YILMAZER, Mertkan BİLEN, Cem DOĞAN, Yusuf İlker DUR, Ozan HIRA, Aykut ÖZÖN, Muhammed KILINÇ, Mediha ÖZDAŞ, Mehtap KÜÇÜK, Nilüfer Çetiner ÇİNE, Timur MEŞE
Acta Medica Nicomedia - 2026;9(1):1-8
Amaç: Çocuklarda orta -geniş perikardiyal efüzyon, erken tanı ve zamanında girişim gerektiren, yaşamı tehdit edebilen bir klinik durumdur. Ancak invaziv tedavi gerektiren pediatrik olgulara odaklanan çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, orta -geniş perikardiyal efüzyon nedeniyle invaziv girişim uygulanan çocuk hastalarda etiyolojik dağılımın, klinik özelliklerin, tedavi yaklaşımlarının ve sonuçların değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Bu retrospektif tek merkezli çalışmaya, Ocak 2012 ile Aralık 2024 tarihleri arasında orta -geniş perikardiyal efüzyon nedeniyle perikardiyosentez veya cerrahi drenaj uygulanan 0 -18 yaş arasındaki çocuk hastalar dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik bulguları, laboratuvar ve ekokardiyografik verileri, uygulanan girişimler ve klinik sonuçları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: On üç yıllık çalışma döneminde toplam 38 çocuk hastaya invaziv girişim uygulandı. En sık etiyoloji enfeksiyöz hastalıklar (%36,8) olup bunu idiyopatik, romatolojik ve malign nedenler izledi. En sık başvuru yakınması solunumsal semptomlar (%68,4) iken, hastaların %31,6'sında kardiyak tamponad mevcuttu. İlk tedavi yöntemi olarak 30 hastaya perikardiyosentez uygulandı. Bu hastaların 15'inde (%50,0) ek invaziv girişime gerek kalmazken, 19'unda (%63,3) cerrahi drenaj gereksinimi olmadı. Takipte 11 hastada (%36,7) cerrahi drenaj uygulandı. İşleme bağlı komplikasyonlar nadirdi; iki hastada (%5,3) acil cerrahi gerektiren hemoperikardiyum gelişti. Hastane içi mortalite oranı %13,2 olup ölümler girişimsel komplikasyonlara değil, altta yatan ağır hastalıklara bağlıydı. Sonuç: Enfeksiyöz hastalıklar, invaziv girişim gerektiren klinik olarak anlamlı pediatrik perikardiyal efüzyonların en sık nedenidir. Ekokardiyografi eşliğinde uygulanan perikardiyosentez hastaların çoğunda etkili bir ilk tedavi yöntemidir; ancak nüks eden, loküle veya kompleks efüzyonlarda sıklıkla cerrahi tedavi gerekmektedir. Erken tanı, doğru etiyolojik değerlendirme ve bireyselleştirilmiş multidisipliner yaklaşım, invaziv tedavi gerektiren çocuk hastalarda klinik sonuçların iyileştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.