Borys Shelest, Oleksandra Babychava, Olg a Sadovenko, Oleksii Kalmykov, Iulia Rodionova, Oleksandra Avdieienko, Yuliia Kovalova, Oleksiy Shelest
İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;88(4):296-304
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar (KVH), özellikle ST-yükselmeli miyokard enfarktüsü (STEMI), dünya çapında ölüm ve sakatlıkların önde gelen nedeni olmaya devam etmektedir. Bu çalışma, STEMI sonrası hipertansiyon, tip 2 diabetes mellitus (T2DM) ve obezitesi olan yüksek riskli hastalarda serum irisin seviyeleri ile majör advers kardiyovasküler olayların (MACE) gelişimi arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Prospektif gözlemsel bu çalışmaya, ilk STEMI ile başvuran T2DM ve obezitesi (VKİ>30kg/m²) olan 238 hipertansif hasta dahil edildi. Hastalar MACE (n=117) ve MACE olmayan (n=121) gruplara ayrıldı. Serum irisin düzeyleri ELISA ile ölçüldü. MACE 12 ay boyunca tekrarlayan miyokard enfarktüsü, inme, kardiyovasküler ölüm ve kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatışı kapsayan bir değerlendirme yapıldı. Bulgular: İrisin düzeyleri MACE grubunda (121,57+/-15,86 ng/mL), MACE olmayan gruba (129,31+/-17,93 ng/mL; p=0,0005) kıyasla anlamlı derecede düşüktü. MACE hastalarında hipertansiyon ve T2DM süresi anlamlı derecede daha uzundu. Non-dipper kan basıncı profili MACE grubunda daha sıktı (%41,88'e karşı %26,44; p=0,0121). Çok değişkenli lojistik regresyon, düşük irisin düzeylerinin (OR: 0,911; %95 GA: 0,417-0,991; p=0,041) ve non-dipper kan basıncı profilinin MACE'nin bağımsız öngörücüleri olduğunu ortaya koydu. Sonuç: Düşük irisin düzeyleri ve anormal sirkadiyen kan basıncı ritmi, T2DM ve obezitesi olan hastalarda STEMI sonrası artmış MACE riski ile ilişkilidir. İrisin, bu tür yüksek riskli popülasyonlarda erken risk sınıflandırması için değerli bir biyobelirteç olarak görev alacağı öngörülmektedir.