Mustafa BAKIRCI, Çağlayan ATEŞ, Ekin Deniz GÜMÜŞTAŞ, Ethem Serdar YALVAÇ
Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology - 2026;23(2):122-128
Amaç: İstenmeyen ve planlı gebelik yaşayan kadınlar arasında depresyon ve anksiyete belirtilerini karşılaştırmak. Gereç ve Yöntemler: Bu kesitsel karşılaştırmalı çalışmada, Ocak 2023 ile Haziran 2025 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na başvuran 220 gebe kadın dahil edilmiştir. Çalışma grubunu, 10 gebelik haftasından önce isteğe bağlı gebelik sonlandırma talebinde bulunan 120 istenmeyen gebelikli kadın oluşturmuştur. Kontrol grubunda ise planlı gebeliği olan 100 kadın yer almıştır. Sosyo-demografik ve obstetrik veriler toplanmıştır. Depresyon ve anksiyete belirtileri sırasıyla Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete Envanteri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: İstenmeyen gebeliğe sahip kadınlarda depresif belirtilerin prevalansı, planlı gebeliği olan kadınlara göre anlamlı derecede daha yüksekti (%46,7'ye karşı %28,0; p=0,004). Buna karşın, gruplar arasında anksiyete belirtilerinin yaygınlığı veya şiddeti açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,450). İstenmeyen gebelik grubundaki kadınlar anlamlı şekilde daha ileri yaşta, daha yüksek pariteye sahip, daha düşük eğitim düzeyine sahip ve bekar olma olasılığı daha yüksekti (tüm p<0,001). Gebelik sonlandırma sonrasında kadınların %20,8'inin geleceğe yönelik herhangi bir kontraseptif planı bulunmazken, %40'ı rahim içi araç kullanmayı planladığını belirtmiştir. Sonuç: Sonlandırma talebiyle sonuçlanan istenmeyen gebelik, özellikle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı kadınlarda depresif belirtiler için güçlü bir risk faktörüdür; ancak anksiyete için aynı durum geçerli değildir. Bu bulgular, rutin doğum öncesi ve gebelik sonlandırma hizmetlerine, özellikle depresyon açısından ruh sağlığı taramasının ve hasta merkezli kapsamlı kontraseptif danışmanlığın entegre edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu grubun psikososyal ihtiyaçlarının karşılanması, olumsuz ruh sağlığı sonuçlarının azaltılması açısından kritik öneme sahiptir.