Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

İSTHMOSEL; ANORMAL UTERUS KANAMALARININ VE DİĞER JİNEKOLOJİK KOMPLİKASYONLARIN GÖZDEN KAÇAN NEDENİ

UFUK ATLIHAN, ÜMİT DERUNDERE

Türk Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Dergisi - 2024;8(1):1-6

Private Karatas Hospital, Gynaecology and Obstetrics Clinic, İzmir, Türkiye

 

Amaç: Sezaryen skar defektleri(istmosel); sezaryen sonrasında yetersiz uterin skar oluşumu veya skarın ayrılması ile karakterizedir. İstmosel tanısı sıklıkla adet sonrası lekelenme, dismenore, disparoni, kronik pelvik ağrı gibi klinik semptomlarla başvuran hastalarda tesadüfen saptanır. Bu çalışmanın amacı, sezeryan skar defekti olan hastalarda çeşitli klinik semptomların prevalansını tanımlamak ve sezeryan skar defektinin boyutu, uterus pozisyonu ve önceki sezaryen sayısı ile klinik şikayetler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Gereç ve Yöntemler: Mart 2019-Mayıs 2022 tarihleri arasında Sezeryan skar defekti tanısı alan 97 hasta dahil edilmiştir. Üç farklı parametre: Skar derinliği (defektin tabanı ile zirvesi arasındaki dikey mesafe), skar genişliği (servikoistmik kanaldaki en büyük yarığın uzunluğu) ve kalan miyometriyumun kalınlığı incelendi. Uterusun pozisyonu ek olarak değerlendirildi. Dismenore, postmenstrüel lekelenme, disparoni gibi klinik semptomlar, hastaların tıbbi geçmişleri incelendikten sonra veri tabanından kontrol edildi. Bulgular: Katılımcıların postmenstrüel kanama geçirip geçirmemesine göre sezaryen sayısı (C/S) ve defekt genişliği açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p:0.039, p:0.000). Katılımcıların postmenstrüel kanama geçirip geçirmemesine göre rezidüel miyometriyal kalınlık açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p:0.001). Sezaryen sayısı ile defektin genişliği arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki vardı(p:0.005, r=.454).Katılımcıların dismenore olup olmamasına göre sezaryen sayısı ve defekt genişlikleri istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p: 0.044, p:0.000). Katılımcıların kronik pelvik ağrısı olup olmamasına göre sezaryen sayısı ve defekt genişlikleri istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır(p: 0.036, p:0.000). Sonuç: İstmosel insidansı ve prevalansı çoğu jinekoloğun düşündüğünden daha yüksektir. Kadınlarda sezaryen sonrası istmosel gelişebilir ve bunun sonucunda kadınlar hayatlarının geri kalanını morbid olarak etkileyen uzun vadeli komplikasyonlar yaşayabilirler. İstmosel prevalansını azaltmanın en etkili yolu sezaryen ameliyatlarının sayısını azaltmaktır. Hekimlerin, dismenore ve kronik pelvik ağrıdan şikayet eden kadınlarda İstmosel’i akılda tutması önemlidir.