Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

İYE SEMPTOMLARI GÖSTEREN KADINLARDA UREOPLASMA VE CHLAMİDYA: STANDART KÜLTÜRÜN ÖTESİNDE

Ali Egemen AVCI, Basri CAKIROGLU, Meftun CULPAN, Turhan CASKURLU

Medeniyet Medical Journal - 2026;41(1):105-111

Uskudar University Faculty of Medicine, Department of Urology, Istanbul, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, idrar yolu enfeksiyonu (İYE) semptomları ile başvuran cinsel olarak aktif kadınlarda, klasik üropatojenlere ek olarak cinsel yolla bulaşan atipik mikroorganizmalar olan Ureaplasma urealyticum ve Chlamydia trachomatis'in varlığını ve klinik önemini araştırmaktır. Yöntemler: 2018-2022 yılları arasında üroloji polikliniğine İYE semptomlarıyla başvuran 18 yaş ve üzeri, cinsel olarak aktif 185 kadının verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Orta akım idrar örnekleri, klasik bakteriyel patojenler için standart kültür, Ureaplasma urealyticum için kolorimetrik kültür ve C. trachomatis için polimeraz zincir reaksiyonu yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ureaplasma suşlarına ait antibiyotik duyarlılıkları, kolorimetrik ve mikrodilüsyon yöntemleri ile test edilmiştir. Bulgular: İdrar kültürü pozitifliği %33,5 olup, en sık izole edilen mikroorganizma Escherichia coli (%26,5) olmuştur. Ureaplasma urealyticum %31,4, Chlamydia trachomatis ise %17,8 oranında saptanmıştır. Ureaplasma pozitif hastalarda en yüksek duyarlılık oranları minosiklin (%86,7), levofloksasin (%86,7), eritromisin (%83,3) ve tetrasiklin (%79,6) ile gözlenmiştir. Siprofloksasin orta düzeyde etkili olurken (%50,0), klindamisin en yüksek direnç oranına (%77,3) sahiptir. Sonuçlar: İYE semptomları olan kadınlarda, Ureaplasma urealyticum ve Chlamydia trachomatis gibi atipik patojenler klasik bakteriyel etkenlerle birlikte bulunabilir. Tanıda yalnızca klasik kültür yöntemlerine güvenmek, enfeksiyonların gözden kaçmasına neden olabilir. Moleküler yöntemlerin ve geniş kapsamlı mikrobiyolojik testlerin kullanımı, tanı doğruluğunu artırarak uygun tedaviyi mümkün kılar. Empirik tedavi seçiminde tetrasiklinler ve makrolidlerin florokinolonlara göre daha etkili olduğu görülmüştür.