KADIN HİPERTANSİF OLGULARIN YAŞ GRUPLARINA GÖRE HİPERTANSİYON SINIFLAMASI, LİPİT PANELLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GERİATRİK OLGULARLA KARŞILAŞTIRILMASI

BÜLENT TURHAN, BURCU TÜMERDEM ÇALIK, İBRAHİM ETLİ, ORHAN AKPINAR

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2008;19(1):30-35

Eğirdir Kemik Ve Eklem Hastalıkları Hastanesi Isparta

 

AMAÇ: Bu çalışmada, hastanemiz polikliniklerinde hipertansiyon tanısıyla takip edilen kadın olguların yaş gruplarına göre hipertansiyon sınıflaması, lipit panelleri arasındaki ilişki ve geriatrik gruptaki olgularla karşılaştırılması amaçlandı. YÖNTEMLER: Hastanemizde 2008‘de kayıtlı 1100 hipertansif kadın olgunun, biyokimya laboratuarındaki verileri kesitsel olarak değerlendirildi. Trigliserit düzeyleri ≥400 mg/dl, ilaç yazdırma ve/veya farklı şikayetle başvuruda bulunan olgular çalışmaya dahil edilmedi. Olgular (n: 198), ESH/ESC 2007 ve NCEP ATPIII kılavuzlarına göre değerlendirildi. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma, Student t, Ki-Kare, Oneway Anova ve Fisher‘s exact testleri uygulandı. Sonuçlar %95‘lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. BULGULAR: Olguların yaş ortalaması 62.44±12.27, kan basıncı ortalamaları 164.9±26.1/ 94.5±15.1 mmHg idi. 40-50 yaş %13.13 (n: 26), 51-60 yaş %28.28 (n: 56) olgu vardı. 40-50 yaş 1. derece, >51 yaş olgular 2. derece hipertansiyondu. Tüm yaş gruplarında dislipidemi bulunmasına rağmen trigliserit, kolesterol, HDL-C ve LDL-C ortalamaları arasında anlamlı farklılık görülmedi (p>0.05). Geriatrik ve <65 yaş olguların kan basıncı değerleri, kolesterol, HDL-C ve LDL-C düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yok iken (p>0.05), trigliserit düzeyleri geriatrik olgularda anlamlı düzeyde düşüktü (p<0.01). SONUÇ: Tedaviye rağmen vizit sırasında hipertansiyon saptanması ve dislipidemi sıklığı, kardiyovasküler risk açısından bireysel değerlendirmenin önemini göstermektedir. Menapoz dönemine özgün değişiklikler göz ardı edilmemelidir.