KADIN YAŞAM DÖNGÜSÜ BOYUNCA ENDOKRİN BOZUCU KİMYASALLARIN ETKİLERİ: ÜREME SAĞLIĞI, GEBELİK VE MENOPOZ ÜZERİNE GÜNCEL KANITLARIN ANLATISAL DERLEMESİ

Sibel KÜÇÜK, Sezer AVCI

Göbeklitepe Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;9(3):11-23

Harran Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü, Şanlıurfa, Türkiye

 

Bu anlatısal derlemenin amacı, endokrin bozucu kimyasalların (EBK) kadın sağlığı üzerindeki etkilerini yaşam boyu yaklaşım çerçevesinde değerlendirmek ve güncel kanıtları üreme sağlığı, gebelik ve menopoz ekseninde sentezlemektir. Literatür taraması PubMed, DergiPark ve Google Scholar veri tabanlarında gerçekleştirilmiş; "endocrine disrupting chemicals", "women's health", "fertility", "pregnancy", "placental development", "menopause", "reproductive aging" ve Türkçe karşılıkları kullanılmıştır. Ocak 2020 -Mayıs 2026 arasında yayımlanan İngilizce ve Türkçe çalışmalar değerlendirilmiş ve dahil edilme ölçütlerini karşılayan 24 çalışma derlemeye alınmıştır. Bulgular; kadın üreme sağlığı ve fertilite, gebelik ve plasental gelişim, menopoz ve üreme yaşlanması ile maruziyetin azaltılmasına yönelik müdahaleler başlıklarında tematik olarak sentezlenmiştir. İncelenen çalışmalar, özellikle bisfenol A, ftalatlar ve per- ve polifloroalkil maddelere (PFAS) maruziyetin fertilite, ovaryan fonksiyon, polikistik over sendromu, ovulasyon bozuklukları ve endometriozis gibi üreme sağlığı sonuçlarıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Gebelik dönemindeki maruziyetlerin plasental işlev, fetal gelişim ve doğum sonuçlarıyla; uzun süreli çevresel maruziyetlerin ise menopoz geçişi ve üreme yaşlanması göstergeleriyle ilişkili olabileceği bildirilmektedir. Epigenetik mekanizmalar ve maruziyeti azaltmaya yönelik eğitim temelli müdahaleler güncel araştırmaların önemli odaklarıdır. Sonuç olarak, çevresel maruziyetlerin kadın sağlığı araştırmaları ve koruyucu sağlık hizmetlerinde yaşam boyu yaklaşımla değerlendirilmesi, risklerin erken belirlenmesine ve koruyucu yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu yaklaşım, kadınların farklı yaşam dönemlerine özgü çevresel risklerin bütüncül biçimde ele alınmasını desteklemektedir.