YASEMİN PAKSOY, SEVTAP GÜNAY UÇURUM, KEVSER SEVİK KACMAZ
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi - 2024;9(3):401-407
Amaç: Klimakterik dönem, bir kadının yaşamının 1/3’ünden fazlasını kapsamakta ve fizyolojik ve hormonal değişikliklerden kaynaklanan çeşitli semptomlara neden olmaktadır. Çalışmamızda klimakterik semptom yoğunluğunun fiziksel aktivite düzeyi, omurga hareketliliği, denge ve yaşam kalitesi ile ilişkisini araştırdık. Gereç ve Yöntem: Klimakterik dönemdeki 64 kadın (49,5 ± 4,24 yıl) çalışmaya dahil edilmiştir. Klimakterik semptom şiddeti Blatt-Kupperman İndeksi ile, fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form ile, yaşam kalitesi Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Anketi ile, omurga mobilitesi flexicurve ve şerit metre ile, denge tek ayak duruş testi ile değerlendirildi. Değişkenler arasındaki korelasyonlar Pearson ve Spearman Korelasyon analizi ile analiz edildi. Bulgular: Katılımcıların %15,6’sında minimal, %59,4’ünde hafif semptomlar, %18,8’inde orta semptomlar ve %6,3’ünde şiddetli klimakterik semptomlar vardı. Klimakterik süre spinal mobilite ölçümleri ve yaşam kalitesi (r= -0,26 - -0,30 ve -0,26) ile korelasyon göstermiştir (p<0,05). Semptom şiddeti yaşam kalitesi (r= -0,42) ve vücut kitle indeksi (r= -0,28) ile korelasyon gösterirken (p<0,05); fiziksel aktivite, mobilite ve denge ile korelasyon göstermemiştir (p>0,05). Sonuç: Klimakterik semptomların şiddeti arttıkça yaşam kalitesi azalmıştır. Semptom şiddeti ile fiziksel aktivite, hareketlilik ve postüral denge arasında herhangi bir ilişki bulunmamıştır. Kadınların yaşam döngüsünün önemli bir kısmı klimakterik dönemde olduğu için bu dönemde ortaya çıkacak semptomların şiddetini azaltmaya yönelik rehberlik sağlanması kadınların yaşam kalitesinin artırılması açısından önemli olacaktır.